Köşe Yazıları

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

1990’da Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Uzmanlık eğitimini Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde, işletme yüksek lisansını Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünde tamamladı. Özel sağlık kuruluşlarında yöneticilik ve yanı sıra aktif siyasi görevler yaptı. 2005-2009 yılları arasında SSK İstanbul Sağlık İşleri Bölge Müdürlüğünde, Genel Sağlık Sigortasının kuruluş çalışmalarına katkı verdi. 2009-2019 arasındaki iki dönem Pendik Belediye Başkanlığı, 2019-2020 arasında ise İstanbul Medipol Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. Dr. Şahin halen Sağlık Bakanlığının ilgili kuruluşu olan USHAŞ'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır.

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Doğal olanı sıfır atık

İnsanlık, tarih boyunca doğayı gözlemledi ve ondan ilham aldı. Yaşamı kolaylaştırmak için onu taklit etti. Karıncalar, arılar, kuşlar, yunuslar, balinalar, türlü türlü bitkiler ilham kaynağı oldu. Bunları taklit ederek yeni ürünler ve yöntemler geliştirildi. Atık konusunda da doğadan ilham almalı ve ondan dersler çıkarmalıyız. Atıklar, kullanım sonrası istenmeyen ve zarar oluşturabilen maddeler olarak tarif edilirken, evrende her maddenin bir varlık için yaşamsal olduğu bilgisi ile çelişir. Esasında doğada atık madde yoktur. Bir varlığın çıktısı, başka bir varlığın girdisi olarak devri daim sürmektedir. Sadece aşırı tüketimin oluşturduğu ölçek problemi vardır. İnsan doğadan ölçüsüzce almakta, kentler ve sanayi bölgeleri başta olmak üzere doğanın kendi dengesi içinde bertaraf edeceğinden daha fazla atık ve çöp üretmektedir. Doğanın kendi devri daim dengesini bozan aşırılık problemi ile karşı karşıyayız. Doğayı izlersek zaman içinde evrilerek, durumu düzeltecek yeni dengeler oluşturduğunu görürüz. Kritik kelime olan zaman aşırılık ölçümüzle paralel bir ilişkiye sahiptir.
1893’te Iowa Eyaleti Ziraat ve Mekanik Sanatlar Kolejinde lisans öğrencisi olan George Washington Carver, yayımlanan makalesinde önemli bir tespitte bulundu. “Doğa güçlerini atık maddelere harcamaz, yaratılan her şey büyük bütünün vazgeçilmez bir unsurudur ve başka hiçbir unsur, bu biricik unsurun yerini tam olarak dolduramaz.” Carver, çöp olarak görülen, yapraklar, bataklıktan gelen çamur ve ahırdan gelen gübrenin boşa gidecekken toprakları zenginleştirmek için nasıl kullanılabileceklerini, yeterince takdir edilmeyen yerel bitkilerle beslenmelerini nasıl iyileştirebileceklerini ve yerel killerden yapılan beyaz, renkli badanalarla evlerinin görünümünü nasıl değiştirebileceklerini gösterdi (1).
Buhar makinesinin keşfi ile başlayan sanayileşme üretim yöntemlerini topyekûn değiştirmiştir. Bu büyük ölçekli kitlesel üretim, yepyeni ekonomik yaklaşımlar ortaya çıkarmıştır. Sanayileşen ülkelerin kalkınması, sanayileşmenin farklı oranlar da olsa da tüm dünyada yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bu durum da ciddi çevre sorunlarını ortaya çıkarmıştır (2). Doğanın sunduğu imkanlar içinde binlerce yıldır süregelen tarımsal faaliyetler, doğa ile uyumlu olarak sürdürülürken çevre için bir risk oluşturmamıştır. Zenginleşen dünya ve artan nüfus gıda talebini artırmış, mevcut üretim alanları ve tekniklerinin yetersizliği ortaya çıkmıştır. Birim alandan daha çok üretim teknikleri, suni gübreler, aşırı sulama önemli çevre sorunlarına yol açmaktadır. Et ve süt üretimi için büyüyen mega çiftlikler, burada oluşan hayvansal atıklar, toprak, hava ve su kirliliğini tetiklemektedir.
Çevreyi kirleten atıklar üretimin yanı sıra aşırı tüketimin etkisiyle de katlanarak artmaktadır. Sık değişen moda çılgınlıkları, teknolojideki hızlı yenilemeler, ürünlerin kısalan yaşam süreleri daha çok atık oluşturmaktadır. Doğanın bertaraf kapasitesinden ve hızından daha fazla çöp ve atık oluşturmak suretiyle çevre kirliliği dünyanın en önemli problemi haline gelmiştir (2). Atıklar genel olarak; katı atıklar, sıvı ve gaz atıklar, ambalaj atıkları, şeklinde sınıflandırılabilir. Tablo 1’de atık türleri ayrıntılı olarak gösterilmiştir. 
Kökeni ne olursa olsun (evsel, ticari ya da endüstriyel) atık; ham madde, yakıt ve suyun kullanımı sonrası kullanışlılığını yitirmesi ve dolayısıyla kişi için mali değerini kaybetmesi olarak ifade edilebilir. Birleşmiş Milletler Çevre Programına göre (UNEP) atık, “Sahibinin istemediği, ihtiyacı olmadığı, kullanmadığı, arıtılması ve uzaklaştırılması gerekli maddeler” olarak tarif edilmektedir (3). Katı atıklar, oluştukları yere göre sınıflandırıldıklarında yedi alt bölüme ayrılmaktadır. Bunlar; evsel katı atıklar, endüstriyel atıklar, tehlikeli atıklar, özel atıklar, tıbbi atıklar, tarımsal ve bahçe atıkları, inşaat artığı ve moloz atıkları olarak belirtilmektedir. Bunlara ilaveten ambalaj atıklarını da sayabiliriz. Ambalaj atıklarının sınıflandırılması, Tablo 2’de detaylı olarak gösterilmiştir (3). Tablo 3’te görüleceği üzere, günlük nüfus başına katı atık miktarı değerlendirildiğinde, ülkemizde 1,21 kg evsel ve 0,68 kg endüstriyel olmak üzere toplam 1,89 kg’dır. Avrupa Birliği ülkelerinde ise günlük katı atık miktarı 1,39 kg, Amerika Birleşik Devletleri’nde 2,09 kg/gün, dünyada da 0,838 kg/gün düzeyindedir. Refahın artması oranında atık miktarı da artmaktadır (4).
Atıklar; çevre, hayvan ve insan sağlığı için çeşitli tehlikeler barındırabilmektedir. Kimyasal, fiziksel ya da biyolojik açıdan sağlık için tehdit oluşturabilmektedir. Özellikle sıvı ve gaz kimyasal atıklar çevre felaketlerinin başlıca sebebidir. Atıkların düzensiz bir şekilde uygunsuz yerlere bırakılması, fiziksel zarar ve tehlikelerin yanı sıra görsel kirliliğe de yol açmaktadır. İçeriğindeki mikroorganizmalar ile direkt hastalık yapıcı olabilmeleri yanında, çeşitli haşerelerin besin ya da çoğalma kaynağına dönüşmesi suretiyle de hastalıklara yol açabilmektedir (3). Sürdürülebilir sağlıklı bir çevre, sağlıklı gıda ve tarım politikalarının devamı, sanayi ile tarım üretimine devam ederken, kaynakların korunmalıdır. Doğal döngüyü aşan miktardaki atıklar için azaltıcı, dönüştürücü, bertaraf edici yeni yaklaşımlar geliştirilmelidir. Doğadaki varlıklar arası çıktı ve girdi devridaimi yaklaşımı döngüsel ekonomi kavramını karşımıza çıkarmaktadır. Döngüsel ekonomiyi anlamak için karşıtı olan doğrusal ekonomiye değinmek gerekir. İngilizce “take-make-dispose”, dilimize “al-yap-at” olarak çevrilebilecek doğrusal ekonomide, üretim için tüketici beklentileri, ürün nitelikleri, kaynaklar, üretim süreçleri, hangi hammaddelerin gerekli olduğuna odaklanılır. Bu doğrultuda hammadde temin edilerek üretim yapılır. Süreçte oluşan atıklar ve kullanım sonrası niteliğini kaybeden ürünler çöp olarak bertaraf edilir (2). 
Döngüsel ekonomide sadece ürün, kaynak, hammadde ve üretime odaklanma söz konusu değildir.  Bu yaklaşımda tek yönlü üretim değil, doğal dengeyi dikkate alma, bozan değil, onarıcı teknolojiye yönelme, minimum toksik kimyevi madde kullanımı, yenilebilir enerji kaynakları tercihi, israfın önlenmesi, atık miktarının azaltılması ve yeniden kazanımını esastır.  Döngüsel ekonomi, üretim, kaynak, girdi ve tüketim gibi tüm süreçleri yeniden tanımlamayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Döngüsel ekonomik sistemde 3R kavramı öne çıkmaktadır. 3R, İngilizce Recycle, Reuse ve Reduce (geri dönüşüm, yeniden kullanım, atığı azaltma) kavramlarının baş harflerini ifade etmektedir (2). Döngüsel ekonominin, toplum tarafından algılanan şekli sıfır atıktır. 
“Sıfır Atık” israfı önleyerek, kaynak verimliliğini artırarak, atık oluşmasına yol açan sebepleri inceleyerek, oluşmasını engelleme ya da minimuma indirmektir. Bunun yanı sıra oluşan atıklar kaynağında ayrıştırılarak toplanmalı ve sonrasında yeniden değerlendirilmelidir (5). Sıfır atık yaklaşımı, enerji ve ham maddeler ile insan kaynaklarında %100 etkin kullanım, sıfır katı atık, sıfır zararlı atık, sıfır emisyon, üretim ve yönetim faaliyetlerinde sıfır atık ve ürün yaşam döngüsünde sıfır atık sağlanmasını hedef alır (4). Sıfır atık yaklaşımının ilham kaynağı tabiatın kendisidir. Tabiatta atık yoktur ve her varlığın sistem içerisinde bir döngüsü mevcuttur. Şekil 1’de görüldüğü gibi üretim sistemleri mümkünse hiç atık üretmeyecek biçimde tasarlanmalıdır. Bu olamıyorsa oluşacak atıkları yeniden değerlendirecek üretim metotları ve teknolojiler geliştirilmelidir. Endüstrinin kendi üretim döngüsü içinde olabileceği gibi, farklı endüstriler ya da teknolojiler geliştirilerek bu çıktılar başka bir faaliyet için girdi olarak değerlendirilmelidir (4). 
“Sıfır Atık Projesi” ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2017 yılından beri sürdürülmektedir. Bu projeye başta yerel yönetimler olmak üzere, kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum ve medya kuruluşları destek vermektedir. Tüm paydaşlar hem sıfır atık konusunda projeler geliştirmekte, hem de toplumsal bilinç ve desteğin oluşması için çaba göstermektedir. 2023 yılında tüm Türkiye’de yaygınlaşması ve geri kazanım oranının %35 e ulaşması amaçlanmaktadır (5). Döngüsel ekonomi, sıfır atık kavramları kadar önemli bir kavram da atık yönetimidir. Atık yönetimi; atık oluşumundan, uzaklaştırmaya tüm aşamalarda, canlı cansız tüm varlıkların sağlığını koruyarak onlara zarar vermeden yönetilmesidir. Zarar verici etkinin en az seviyeye getirilmesi, üretim ve tüketimin en az atık oluşturacak şekilde düzenlenmesi, atık olan çıktıların tekrar kullanılması, farklı ürünler için girdi olmasının sağlanarak yeniden değerlendirilmesi, enerji kaynağı olarak yararlanılması, uygun teknikler ile depolamak kullanılan yaklaşımlardandır.  Bu sistemin alt unsurları kısa ifadeleriyle önleme, azaltma, tekrar kullanım, geri dönüşüm/geri kazanım, enerji geri kazanımı ve bertarafı Şekil 2’de gösterilmiştir (6).
Atık yönetimi ile ilgili sorumluluk genellikle belediyelerdedir. Atıkların toplanması, kaynağında ayrıştırılması, taşınması, bertarafı ciddi yönetim sorunları ile mali yükleri de gerektirmektedir. Dünya Bankası tahminlerine göre belediyeler toplam bütçelerinin %20-50 kadarını katı atıkların yönetimi için harcamaktadırlar (4). Atıkların yönetim sorunlarını azaltmak için toplumsal katılımı artırmak gerekmektedir. Atığı oluşturanlar ne kadar duyarlı ve katılımcı olurlar ise yönetim o kadar başarılı olur. Mali yükü azaltmak atık yönetim hiyerarşisindeki basamaklar yol göstericidir. Ancak şurası bilinmelidir ki alttan yukarıya gittikçe maliyet de artmaktadır. 
Atık yönetiminin etkinlik, verimliliğini artırmak ve maliyetini azaltmak için “entegre atık yönetim” modeli uygulanmalıdır. Tüm paydaşlarla beraber atık yönetim hiyerarşisindeki en uygun model ya da modellerin birlikte bütüncül bir yaklaşım ile uygulanmasına “entegre atık yönetimi” denmektedir (7). Bu anlayış, tüm faaliyetler için kişi ve kurumların, yetki, sorumluluk ve rollerini önceden belirleyerek, ortak bir eylem planı oluşturur ve üretilen, yeniden değerlendirilen ya da bertaraf edilen tüm yöntemleri bütün olarak ele alır. Bu maliyet etkin anlayışın temel gayesi sistemin kesintisiz devamlılığını sağlamaktır. Her bir parçanın katılımının tam sağlanması yanı sıra aksaklık ve olağan üstü durumlarda destek mekanizmaları da tanımlanmalıdır. Sistem tavizsiz olduğu kadar risklere karşı esneklikleri ve telafi edici yaklaşımları da içermelidir (7). Ülkemizde uzun yıllardır atık yönetiminde yenilikler ve hukuki düzenlemeler yapılmaktadır. Konu uzun soluklu planlamayı, mali yardımlar ve yetişmiş insan kaynağı ile desteklenmeyi ve sürekli gelişmeyi gerektirmektedir. Tehlikeli atıklar, tıbbi atıklar, özel atıklar konusunda önemli mesafeler alınmasına karşın evsel, endüstriyel, tarımsal, sıvı, gaz atıklar, inşaat ve ambalaj atıkları konusunda kat edilecek uzun bir yol vardır. 
Ev, ofis, yeme/içme mekânlarında oluşan atıklar evsel atıklardır. Evsel atıkların önemli bir kısmı ambalaj atıkları, hijyenik atıklar ve organik atıklardan oluşur. Burada en önemli uygulama, kaynağında ayrıştırmadır. Önemli bir ekonomik değer olması münasebetiyle ambalaj atıklarının ayrı biriktirilmesi ve toplanması kolay olduğu kadar, uygunsuz depolanma ve bertaraf doğaya ciddi zararlar vermektedir. Ambalaj atıklarının kaynağında türlerine göre ayrıştırılması ideal olsa da henüz ülkemiz bu aşamada değildir. Bu konuda mesafe almış tüm ülkeler önce ambalaj atıklarını birlikte toplayarak, sonra ayrıştırma merkezlerinde tasnife tabi tutarak kazanım sağlamıştır. Pendik Belediyesi ambalaj atıkları uygulaması örnek olarak gösterilebilir (8). Ambalaj atıkları kaynağında ayrıştırılsa da tuvalet kâğıdı ev diğer hijyen atıkları maalesef organik atıklarla birlikte katı atık bertaraf ve depolama alanlarına gitmektedir. Hijyen atıkları kaynağından ayrı toplandığı takdirde yakma tesisleri için çok önemli bir girdidir. İçerdikleri enfeksiyoz materyal de dikkate alındığında sağlık içinde önemli katkı sağlayacaktır. Evsel atıkların önemli bir kısmı organik atıklardır. Bunların kompost olarak değerlendirilmesi çevresel bir zorunluluktur. Bugünkü yaygın bertaraf modelinde, toprak altında çürümek suretiyle oluşan gazın önemli bir kısmı toplanarak enerji üretimi gerçekleşmektedir. Maalesef çoğunluğu havaya karışmakta ve küresel ısınmanın tetikleyicisi olmaktadır. 
Anadolu topraklarının organik içeriği genel olarak düşüktür. Sürekli tarımsal faaliyet, anız ve diğer atıkların yakarak bertarafı, var olan organik maddeye de zarar vermektedir. Doğal organik madde eksikliği nedeniyle, aşırı miktarda suni gübre kullanımı hem pek çok sorunu da beraberinde getirmekte, hem de verimde istenen artma olmamaktadır. Organik içeriği telafi etmenin en etkin ve ekonomik yollarından biri kompost kullanımıdır. Tüm organik atıklardan kompost oluşturulabilir. Evdeki yemek, sebze, meyve atıkları, deterjan gibi kimyasal atıklar ile karışmaksızın ayrıca biriktirilerek kompost olarak değerlendirilebilir. Özellikle büyük çiftliklerin gübre ve diğer atıklarından, metan gazları ayrıştırılıp enerjiye dönüştürüldüğünde kalan kısım çok değerlidir. Özellikle yeni yapılanan sanayi tesislerinde endüstriyel atıklar usulüne uygun şekilde yönetilmektedir. ISO 14001 çevre yönetim sistemi ve ilgili bakanlığın çevresel etki değerlendirme (ÇED) zorunlulukları yanı sıra, uluslararası ticaretteki sertifikasyon ve akreditasyonlar da bütünleşmiş atık yönetim sisteminin başarılı uygulamalarını ortaya koymaktadır. Ancak eski sanayi bölgeleri ve sanayi kuruluşlarında tüm atıklar ile ilgili ciddi sorunlar yaşanmakta, fakat istihdam benzeri gerekçelerle sürekli erteleme yoluna gidilmektedir. Ancak meselenin üzerine kararlılıkla gidilince sonuç alınabilmektedir. Bunun örnekleri mevcuttur. Ülkemizde bulunan 52 termik santralden, gerekli filtre ve baca gazı arıtma gibi çevresel yatırımları tamamlamayan 5 santral tamamen, 1 termik santral ise kısmi olarak 31 Aralık 2019 tarihinde kapatılmıştır. Yine Trakya’da daha çok çevre felaketleri ile bilinen Ergene Nehri’ne akan evsel ve endüstriyel atıklar nedeniyle 71 işletmeye 9 milyon 732 bin lira ceza uygulanırken, 14 işletmenin faaliyeti durdurulmuştur (9). 
Atık problemi, sanayileşme ve kentleşme ile paralel olsa da sadece gelişmiş ülkelerin problemi değildir. Gelişmekte olan ülkelerdeki tüketim tarzının değişimi, atık yönetim sistemlerinin mevcut olmayışı, hatta çöp ithalatı, gibi nedenler ile tüm dünyayı etkileyen küresel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Atık meselesi sadece bir çevre konusu olmayıp, ekonomik, teknolojik, politik bir konudur. Bu nedenle tüm boyutları ile ele alınarak sonuç alınması mümkündür. Yaşam tarzı, tüketim alışkanlıkları, moda, trendler, üretim, eğitim, kültür, çevreci anlayışla evrilmelidir (10). 
 
Kaynaklar
1) Ferrell, J. “George Washington Carver and Henry Ford: Pioneers of Zero Waste,” J. Appropr. Technol. Calif. Off. Appropr. Technol., 2002, (Online). http://www.zerowaste.org/publications/PIONEERS.PDF (Erişim Tarihi: 12.08.2021).
2) Önder, H. “Sürdürülebilir Kalkınma Anlayışında Yeni Bir Kavram: Döngüsel Ekonomi,” Dumlupınar Üniversitesi Sos. Bilim. Derg., vol. Temmuz, no. 57, pp. 196–204, 2018, https://dergipark.org.tr/dpusbe/issue/38899/416907#article_cite (Erişim Tarihi: 13.08.2021).
3) Gündüzalp, A. A., Güven, S., “Atık , Çeşitleri , Atık Yönetimi, Geri Dönüşüm ve Tüketici: Çankaya Belediyesi ve Semt Tüketicileri Örneği,” Hacettepe Üniversitesi Sosyolojik Araştırmalar E-Dergisi, pp. 1-19, 2016, http://www.sdergi.hacettepe.edu.tr/makaleler/Atik-Cesitleri-Yonetimi-GeriDonusumVeTuketici.pdf.
4) Yaman, K., Olhan E., “Atık Yönetiminde Sıfır Atık Yaklaşımı ve Bu Anlayışa Küresel Bir Bakış,” Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisi, vol. 3, no. 1, pp. 53–57, 2010, http://bibad.gen.tr/index.php/bibad/article/view/64/64 (Erişim Tarihi: 12.08.2021).
5) zerowaste.gov.tr, “Sıfır Atık,” T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2021. http://zerowaste.gov.tr/en/zero-waste/what-is-zero-waste.
6) Çetin, S., “Atık Yönetimi,” Pearson J. Soc. Sci. Humanit., vol. 68, no. 1, pp. 1–12, 2020, doi: 10.46872/pj.121.
7) cevreportal.com, “Entegre Atık Yönetimi,” Çevre Portal, 2017. https://www.cevreportal.com/entegre-atik-yonetimi/.
8) CNN Türk, “Pendik Belediyesi Atık Ayrıştırma Tesisi,” cnnturk.com, 2018. https://www.cnnturk.com/video/turkiye/ayda-15-bin-agac-kesilmekten-kurtuluyor.
9) dha.com.tr, “Çorlu Deresi’ni kirleten 71 işletmeye para cezası,” Demirören Haber Ajansı, 2021. https://www.dha.com.tr/yurt/corlu-deresini-kirleten-71-isletmeye-para-cezasi/haber-1840069.
10) Akdoğan, A., Güleç, S., “Sürdürülebilir Katı Atık Yönetimi ve Belediyelerde Yöneticilerin Katı Atık Yönetimiyle İlgili Tutum ve Düşüncelerinin Analizine Yönelik Bir Araştırma.,” H.Ü. İktisadi ve İdari Bilimleri Fakültesi Dergisi, vol. 25, no. 1, pp. 39–69, 2007, doi: 10.17065/huiibf.13803.
 
 
SD (Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü) Dergisi GÜZ 2021 tarihli, 60. sayıda sayfa 62-65’te yayımlanmıştır. 
Bu yazı 720 kez okundu

Etiketler



Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?