Haberler

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

"Aşı üretemiyorsak sorumlusu hükümet"

Türkiye’nin aşı üretebilecek bilimsel birikime ve finans kaynaklarına sahip olduğunu savunan TTB Bilim Komisyonu üyesi Prof. Tanık, ülkemizde aşı üretilmemesinin önündeki tek engelin siyasi irade olduğunu ileri sürdü.

Kaynak: Medimagazin

Türk Tabipler Birliği (TTB) Pandemik İnfluenza A H1N1 Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, kurul üyeleriyle birlikte İstanbul Tabip Odası'nda düzenlediği basın toplantısında, ''domuz gribi'' salgını süresince, ''böyle bir pandeminin gerçeği ifade etmediği, sadece ilaç tekellerinin aşı pazarlamak için sahte olarak gündeme getirdiği'' savlarının tartışıldığını belirtti.
    
Tanı için kullanılan bütün teknikler, hastaları tedavide kullanılan ilaç ve aşıların, piyasa dinamikleriyle belirlenen ürünler olduğunu ifade eden Tanık, şunları kaydetti:
    
''Biz on yıllardır TTB olarak, sağlığın piyasalaşmasına bu nedenle karşı çıkıyoruz. Biz, herhangi bir döviz dar boğazında bir aşıyı satın alamayabiliyoruz. Bizim önceliklerimiz, aşı üreten şirketlerin öncelikleri olmadığında ya da üretilen ürün piyasada fazla kar getiren bir ürün olmadığında, üretimden vazgeçilebiliyor. Bugün biliyoruz ki dünyada 5-6 dolar dozuna para ödeyebilecek bir nüfus hastalanmış olsa sıtmanın aşısı üretilebilecek. AIDS'in aşısının üretilmemesi, ama antiviral ilaçların AIDS'e yönelik olarak üretilmesi tümüyle piyasa dinamiklerinin belirlediği bir şey. Çünkü HIV pozitif olan hastaların ilaç satın alabildiği kesim kuzey yarım kürede. Zengin insanlar ilaç satın alabilecekleri için antiviral ilaçlar üretilebiliyor, ama korunmayla ilgili riskin çok yüksek olduğu güney yarım küre için böyle bir aşı söz konusu değil.'' 
    
''AŞI ÜRETİLMESİ ÖNÜNDEKİ ENGEL SİYASİ İRADEDİR''
Prof. Dr. Tanık, H1N1 aşısından para kazananların olduğunu, ancak bunun aşının koruyuculuğunu ortadan kaldıran bir gerçeklik olmadığını söyledi.
    
Türkiye'de kamu güvencesinde aşı ve ilaç üretiminin ne kadar önemli olduğunun bu gerçeklikle birlikte anımsanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tanık, şöyle konuştu:
    
''Bu ülke tüm bakteri aşılarını üreten bir aşı merkezine sahipti. Biz artık aşı üretmiyoruz. Bu ülke, TÜBİTAK'ın ve ya Orta Doğu Teknik Üniversitesinin Genetik Mühendisliği Bölümünde ya da pek çok üniversitede aşı araştırmaları yapabilecek potansiyele sahip. Buna ilişkin bir yatırımın yapılmaması, her zaman bizi piyasanın elinde oyuncak olacak bir konuma itelemektedir.''
    
Sağlık Bakanlığını ve Hükümeti, bu ülkede aşı araştırma-geliştirmeye para ayrılması ve bugünden yarına kendi aşısını üretebilecek, bu konuda dışa bağımlı olmayacak bir politika izleme konusunda sorumluluğa davet ettiklerini ifade eden Tanık, ''Türkiye'de aşı üretilmemesinin önündeki tek engel, siyasi iradedir, olanaksızlıklar, parasızlık değildir. Bu ülke, aşı üretebilecek bilimsel birikime sahiptir ve aşı üretebilecek finans kaynakları da vardır. Bir pandemi riskinde, hiçbir pazarlık şansımız olmaksızın piyasada sunulan fiyatlarla ürünü satın alma zorunluluğu, yanlış bir siyasi yaklaşımdır. Ama buna ilişkin AR-GE çalışmalarına para ayırmak ve sonuçta bu ülkeyi aşı üretebilir konuma getirmek doğru bir siyasi tavırdır'' diye konuştu. 
    
''PANDEMİNİN KÜÇÜMSENMESİ BÜYÜK BİR YANLIŞTIR''
TTB Pandemik Üyesi Dr. Çağrı Kalaça da Pandemik İnfluenza A H1N1 (domuz gribi) ile ilgili hazırlanan raporu, kurul adına okudu.
    
Domuz gribine yol açan virüsün üç farklı canlıda görülebilen influenza virüsü türlerinin harmanlanmasından oluşmuş yeni bir virüs olduğunu belirten Dr. Kalaça, pandeminin tanımı gereği küresel düzeyde önemli bir sağlık sorunu olduğunu, önemi ölçüsünde ele alındığını ifade etti.
    
Domuz gribinin genelde orta ve hafif ağırlıkta geçirildiğini, daha çok çocukları, gençleri ve genç yetişkinleri hedef aldığını, oldukça yüksek bir oranda hiçbir sağlık sorunu olmayan genç insanları ölüme sürüklediğini anlatan Karaça, ölümler arasında sağlıklı gebelerin yer almasının dikkat çekici olduğunu, pandemik gribin neredeyse üç kişiden birini hedef aldığını vurguladı.
    
Pandeminin küçümsenmesinin çok büyük bir yanlış olduğuna dikkati çeken Karaça, ''Pandemi niteliğindeki salgınları küçümsemeye başlarsak, yarın toplumda işin ciddiyetini anlatmakta güçlük çekeriz'' dedi.
    
Karaça, domuz gribiyle ilgili gereksiz bir endişenin yaratılmadığını düşündüklerini dile getirdi. 
    
''TEHLİKE ATLATILMADI''
Domuz gribi salgınının sona ermediğini, kuzey yarım kürede bahar mevsimine doğru gidilirken, güney yarım kürenin kışa doğru ilerlediğini anlatan Dr. Karaça, ''O yüzden hastalığın tekrar orada nasıl bir seyir izleyeceğini bilmiyoruz. Bu nedenle hastalık dünyada büyük bir ciddiyetle takip ediliyor'' dedi.
    
Pandemik H1N1 için hazırlanan aşıların, mevsimsel grip için yaygın olarak kullanılan çocukluk çağı aşılarından güvenlik açısından bir farkının olmadığını belirten Karaça, aşıların güvenilirliğine ilişkin herhangi bir olumsuzluğun saptanmadığını kaydetti.
    
Pandemik Kurul üyesi ve İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy da Ekim-Kasım ayları içindeki vaka sayısıyla karşılaştırıldığında bugün hiçbir vakanın görülmediğini, ancak bu virüsle karşılaşmamış kişilerin hiç hastalanmayacağının söylenemeyeceğini belirtti.
    
Türkiye'de, Ocak ayından beri domuz gribi virüsüne bağlı hastaya rastlanmadığını ifade eden Eraksoy, ''Hastalık alevli dönemini sonlandırmış durumda. Grip virüsünün her zaman sahneye çıkma potansiyeli var. Ya değişiklik geçirerek, yeni bir hedef kitle bulacak ya da bambaşka bir grip virüsü tekrar bir sorun olacak'' diye konuştu.

11 MART 2010 Bu haber 1660 kez okundu

Etiketler


aşı , siyaset


Habere ait görsel bulunamamıştır.

Habere ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

Diğer Haberler

TÜM HABERLER
  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?