Köşe Yazıları

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

1990’da Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Uzmanlık eğitimini Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde, işletme yüksek lisansını Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünde tamamladı. Özel sağlık kuruluşlarında yöneticilik ve yanı sıra aktif siyasi görevler yaptı. 2005-2009 yılları arasında SSK İstanbul Sağlık İşleri Bölge Müdürlüğünde, Genel Sağlık Sigortasının kuruluş çalışmalarına katkı verdi. 2009-2019 arasındaki iki dönem Pendik Belediye Başkanlığı, 2019-2020 arasında ise İstanbul Medipol Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. Dr. Şahin halen Sağlık Bakanlığının ilgili kuruluşu olan USHAŞ'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır.

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Sağlıklı kent ve belediyeler

Murat Ar - Dr. Salih Kenan Şahin
 
Çevre, tüm canlı organizmaların yaşadığı ve geliştiği yer ve aynı zamanda hayati fonksiyonlarının bağlı olduğu dış ortamlarıdır. Çevrenin iklim, hava, su ve topraktan oluşan fiziksel çevre unsurları cansız çevreyi; insan, hayvan, bitki örtüsü ve mikroorganizmadan oluşan biyolojik çevre unsurları ise canlı çevreyi meydana getirmektedir. Böylece çevre, canlı ve cansız varlıkların etkileşimleriyle oluşmaktadır denebilir. Çevre, doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılarak incelenmektedir. Bunlardan doğal çevre, insan müdahalesi olmadığı için değişikliğe uğramamış çevre olarak tanımlanırken insanlığın varoluşundan beri gelişen bir süreç içinde müdahalesi ile oluşturduğu çevreye ise yapay çevre denilmektedir. Özellikle ikinci grup içinde yer alan çevre, büyük ölçüde çevre sorunlarının da kaynağını oluşturmaktadır. İnsanların etkileşim halinde olduğu bu alan, yine insanlar tarafından en fazla zarara uğratılan yerlerdir. Çevre sorunlarının çözümü devletler, uluslar, kurumlar üstü bir konudur ve etkili sonuç takım oyunu ile mümkündür. Bu iş birliğinin gerçekleşmesinde ana görev yerel yönetimlerindir. Çevre sorunlarının çözümünde tüm kurumlarla beraber bölgede yaşayanların katılımı ve katılım kanallarının güçlü olmasıyla hedefe ulaşılabilir. Belediyeler karar ve uygulamaları ile çevreyi etkiler, çevre varlıklarını kullanır ve kullandırırlar. Bununla birlikte çevre varlıklarını koruyan ve korunmasını sağlayan, onları üreten ve yeniden ürettiren, iyileştiren, çevreyi koruyucu kurallar koyan, uygulamaları denetleyen ve bütün bunları yerel halkın katılımı ile gerçekleştirmeleri itibarıyla da belediyeler yerel çevre yöneticisidirler. Ancak hiç kuşkusuz çevre sorunları yalnızca belediyelerin geleneksel uygulamaları ile çözülememektedir. Belediyenin sunduğu diğer hizmetlerle bütünleşmiş bir çevre yönetim sistemi oluşturmak önem kazanmaktadır.
Belediyeler, 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu ile tanımlanan yetki ve sorumluluklar kapsamında hizmet sunan kurumlardır. Belediyelerin yetki ve sorumluluk alanları çok geniş olmakla beraber hazırladıkları ve uygulamaya koydukları imar planları ile beraber stratejik planlar çalışma alanlarını şekillendirir. Yapılan içme suyu, elektrik ve doğalgaz hatları, kanalizasyon, yağmur suyu projeleri, çöp depolama alanları, atık yönetimi gibi altyapı çalışmaları ile yol, konut alanları, yeşil alanlar, sosyal donatı alanları, ticaret alanları, sanayi bölgeleri gibi üst yapı çalışmaları belediyelerin sundukları geniş hizmetlerin ana başlıklarını oluşturur. Altyapı ve üst yapı çalışmalarının şehirlerin sağlıklı gelişimi açısından belirleyici rolleri vardır. Ülkemizde belediyelerin, dünyadaki yerel yönetimlerdeki gelişmeler doğrultusunda yetki alanlarının genişlemesi ile altyapı ve üst yapı çalışmalarının desteklediği birçok çalışma alanı gelişmiştir. Belediyeler yaptıkları sportif, kültürel, çevresel çalışmalar yanında sağlık hizmetleri ve sosyal sorumluluk faaliyetleri ile de öne çıkmaya başladılar. Bu da beraberinde belediyelerin birçok uzmanlık alanı ile birlikte çalışma kültürünün gelişmesine ve kurumsal kapasitelerinin artmasına vesile olmuştur. Bu gelişmelerden biri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yaklaşık 30 yıl önce başlatılan Sağlıklı Kentler Hareketi olmuştur. Farklı disiplinleri bir araya getiren Sağlıklı Kentler Hareketi, sanayinin gelişimine bağlı olarak kentlerin yoğunluklarının artması ile beliren sağlık sorunlarının kentlerle ilişkisini ortaya çıkaran bir girişim olmuştur. DSÖ’nün çağrısı ile 1988 yılında Avrupa’da bir araya gelen ülke ve şehirlerin temsilcileri ilk temalı küresel ağ olarak DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağının kuruluşunu gerçekleştirdiler. 1988 yılından itibaren beşer yıllık fazlar halinde belirlenen temalar kapsamında yerel yönetimlerin gelişimine katkı verilmesi amaçlanmıştır. Avrupa genelinde 39 şehir ile başlayan hareket kısa zamandan artan ilgi ile günümüzde farklı bölgelerde 1400 şehrin ve belediyenin içinde bulunduğu güçlü bir küresel ağa dönüştü. DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı, şehirlerle doğrudan iş birliği yoluyla uygulanacak politik ve sektörler arası bir girişim olmuştur. Şehirler düzeyinde sağlık, eşitlik ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bütün devlet ve toplum yaklaşımlarını teşvik etmek için önde gelen bir politik ve stratejik araç haline gelmiştir.
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Sağlıklı Şehirler Hareketinin ülkemizde gelişebilmesi, benimsenmesi ve uygulanabilmesi amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve 10 kurucu belediyenin (Bursa, Yalova, Van, Kadıköy, Afyonkarahisar, Tepebaşı, Çankaya, Ürgüp, Ordu, Kırıkkale) girişimiyle 2 Aralık 2004 tarih ve 2004/8226 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu kapsamında kuruldu. Avrupa’da yer alan 27 ülke ve 100 şehrin/belediyenin içinde bulunduğu DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağını ülkemiz adına Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği temsil etmektedir. DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağının kurulmasının temel amacı, yerel yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde sağlığı en üst politika olarak tanımlamaktır. Yapılan her işin sağlık boyutunun değerlendirilmesi önerilir. DSÖ yaklaşımına göre “sağlıklı kent” bir sonuç değil, bir süreçtir. Bir kentin sağlıklı olması en iyi sağlık düzeyine erişmiş olması olarak algılanmamalıdır. Önemli olan o bilince sahip olmak ve kentin sağlıklı kent niteliklerinin geliştirilmesi için çaba göstermektir. 
DSÖ’nün bir kentin sağlıklı olabilmesi için ortaya koyduğu genel ilkeler şunlardır:
- Sürdürülebilir bir ekosistem, 
- Temiz, kaliteli ve güvenli fiziksel çevre,
- Temel ihtiyaçların karşılandığı toplum (yiyecek, su, barınma, gelir, güvenlik, iş),
- Deneyimlere ve kaynaklara erişim ve iletişim,
- Güçlü bir kentsel ekonomi,
- Kentin özellikleriyle ilişkilendirilmiş bir kent formu,
- Tarihsel ve kültürel mirası korunmuş bir kent,
- Güçlü ve destekleyici toplum yapısı,
- Yaşayanların kendilerini etkileyen konularda kararları değiştirebilecek ölçüdeki katılımları,
- Optimum seviyede kamu sağlığı, 
- Tedavi ve sağlık sistemine erişim, 
- Az hastalıklı, daha sağlıklı birey.
 
Belediyelerin Çevre Sağlığına Katkıları
Belediyeler kullandıkları yetki ve sorumluluklarla çevre sağlığını olumlu veya olumsuz doğrudan etkileyen birçok çalışmada bulunabilmektedir. Doğru atık yönetimi, kamusal yeşil alan miktarının artırımına yönelik çalışmalar, şehir şebekesinden akan suyun kalitesi, hava, gürültü ve ışık kirliliğini azaltmaya yönelik yatırımlar, özel araç kullanımı yerine toplu ulaşımın ve bisiklet kullanımın artırılması için uygulanan projeler, vatandaşları fiziksel aktiviteye teşvik eden yatırımlar ve günümüzün en büyük çevresel sorunu olan iklim değişikliğine uyum ve azaltım çalışmalarının hayata geçirilmesi belediyelerin çevre sağlığına etki edebilecek çalışma örnekleri olarak görülebilir. İklim değişikliğine uyum ve azaltım çalışmaları, günümüz koşullarında belediyelerin çevre sağlığına en büyük katkı verebilecekleri çalışmalardır. DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı veya Başkanlar Sözleşmesi (Covenant of Mayors) gibi uluslararası ağlar üyelik kriterlerinde iklim değişikliği ile mücadele konusunda yapılan çalışmaları ve taahhütleri sorgulamaktadır. 2019 yılında başlayıp 2025 yılına kadar devam edecek DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağının 7.Faz Başvuru Rehberinde yer alan Tema 6 başlığında, iklim değişikliğinin azaltılması ve adaptasyon için belediyelerin neleri planlayıp yaptıklarını belirtmeleri istenmektedir. Şehirlerin ortaya koydukları karbon ayak izini azaltmaya ve sıfırlamaya yönelik taahhütler ve uygulamalar, uluslararası yerel yönetimler ağlarına üyelik için belirleyici bir öneme sahiptir. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, üye belediyelerine kentsel karbon ayak izi envanteri hesaplanması ve bu verilere bağlı olarak iklim değişikliğine uyum ve azaltım çalışmalarının nasıl yapılması ile ilgili eğitimler düzenlemekte ve bu çalışmaları hayata geçirmeleri için teşvik etmektedir. Birliğin web sayfasında bu çalışmalar arşivlenerek, belediyelerin çalışmalarının paylaşılmasına destek olunmaktadır. Her şehrin kendi koşullarına göre yapacağı analizler ve koyacağı hedefler, çevre sağlığına olan katkısını belirlemede önemli rol oynar. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, belediyelerin çevre sağlığına olan katkılarını teşvik etmek amacıyla aşağıda belirtilen önerileri sunmaktadır:
- İl veya ilçe genelinde kentsel karbon ayak izi hesaplanması,
- Kurumsal ölçekte karbon ayak izi hesaplanması,
- Enerji arzının tespit edilmesi,
- Ölçümlerin paylaşılması görünür kılınması ve farkındalık yaratılması,
- Paydaşların kapasitelerinin artırılması ve bilinçlendirme çalışmaları ,
- Başta güneş enerjisi olmak üzere yerel yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi,
- Enerjinin etkin kullanımına yönelik projeler yapılması,
- İklim dostu kentsel gelişmenin sağlanması.
Belediyeleri yönetenlerin aldıkları kararların çevre sağlığına doğrudan etkileri olabilmektedir. Bu kararların uygulamasında belediyelerin kurumsal kapasiteleri de önemlidir. Belediyelerin hazırladığı raporlar, bazı durumlarda yapılan yeşil alan çalışmalarının giderleri sebebiyle daha fazla karbon salınımına sebep olması gibi sonuçları gösterebilmektedir. Ya da toplu ulaşım için yapılan bir yatırım yine giderleri sebebiyle veya farklı bir nedenden dolayı beklenen sonuçları vermeyebilir. Olumlu veya olumsuz örneklerin çoğaltılabilmesi hazırlanacak raporlara ve göstergelerin ölçümlerine bağlıdır. Belediyeler vatandaşları ile en yakın temasta olan kurumlar olması sebebiyle çevre sağlığı ile ilgili atacağı her adımı iyi hesaplayarak uygulamaya koymalıdır.
 
Kaynaklar
DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı 7.Faz Rehberi. https://www.skb.gov.tr/wp-content/uploads/2019/05/DSO-7.Faz-Rehberi-1.pdf (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
Erdem, N. Çevre Sorunlarının Yerel Yönetimler Kapsamında İncelenmesi. Sos ve Beşeri Bilim Dergisi, 2015;7(1):16-32.
Kentsel Karbon Ayak İzi Envanteri Hazırlayan Belediyeler. https://www.skb.gov.tr/karbon-ayakizi-envanteri/ (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
Kentsel Sürdürülebilir Enerji Eylem Planlarını Hazırlayan Belediyeler. https://www.skb.gov.tr/surdurulebilir-enerji-eylem-plani/ (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
Türkiye Kent Sağlık Göstergeleri. https://www.skb.gov.tr/wp-content/uploads/2013/12/skb-100-246-2.pdf (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. https://www.skb.gov.tr (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
WHO Regional Office For Europe. https://www.euro.who.int/en/health-topics/environment-and-health/urban-health/who-european-healthy-cities-network (Erişim Tarihi: 14.08.2021)
Zeytin, M., Kırlıoğlu, H. Çevre Yönetim Sistemi ve Yerel Yönetimler Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2014; 2(5):238-254.
 
 
SD (Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü) Dergisi GÜZ 2021 tarihli, 60. sayıda sayfa 60-61’de yayımlanmıştır.
 
Bu yazı 315 kez okundu

Etiketler



Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?