Syleiler

Prof. Dr. Fahrettin Keletemur: Amacm kadim kltrmzn inas yolunda lider bir niversite

SDnin rportaj teklifini geri evirmeyip bizi evinde arlama tevecchn gsteren Keletemurun medeniyetimiz, toplumumuz, bilim, eitim ve niversitelerimiz zerine sarsc tespit ve eletirileri var.

Röportaj: ÖMER ÇAKKAL / Kayseri

 

Bu röportaj; SD (Salk Düüncesi ve Tp Kültürü) Dergisinin Haziran-Temmuz-Austos 2014 tarihli 31.saysnda yaymlanmtr.

 

Hani bir atn nalndaki çivi bazen savan kaderini etkileyebiliyor ya, kurumsal çalmalarn pek de oturmad ülkemizde de, çou zaman bireysel baarlar kurumlarn kaderine büyük etkide bulunabiliyor. Prof. Dr. Fahrettin Keletemurun Erciyes Üniversitesi’ndeki hikâyesi de ite öyle bir ey. Bir Anadolu üniversitesi, onun vizyonu ve gayretleriyle imdilerde dudak uçuklatan aratrma merkezlerine ve gelecee umutla bakmamza neden olan çalmalara ev sahiplii yapyor. Fahrettin Hoca, merkezi ve yerel yönetimin katklarn hayrseverlerin çabalar ile yourduu Erciyese, Türk-slam dünyasnn lider üniversitesi, kadim kültürümüzün inas yolunda bir üniversite gibi büyük misyonlar yüklemi. Bugün 90 yanda olan ormanc bir babann; ilkokulu köyde tamamlam, üçü profesör 5 olundan biri olan Keletemur, hayranlk uyandrc kariyerini Erciyeste ikinci dönemdeki rektörlük görevi ile sürdürüyor. Akam olduunda geleneksel Türk evi motifleriyle ina ettii evinin huzur veren ahap kapsndan içeriye admn atan Fahrettin Hoca, neredeyse her akam ve her hafta sonu kütüphanesinde okumaya, yazmaya, düünmeye devam ediyor. SDnin röportaj teklifini geri çevirmeyip bizi Kayseri’de evinde arlama teveccühünü gösteren Keletemurun medeniyetimiz, toplumumuz, bilim, eitim ve üniversitelerimiz üzerine sarsc tespit ve eletirileri var. Türkiyenin en temel sorununun ekonomi ya da Kürt meselesi olmadn, bilim ve üniversite meselesi olduunu söyleyen Keletemur, oysa ülkemizde akademik kadronun heyecann ve idealizmini yitirdiini ve mutsuz olduunu savunuyor. Kadim kültürümüzü yeniden ina etmemizin gereini vurgulayan Hoca, hikmeti kaybetmeden bilimi yeniden elde etmemizin altn kaln harflerle çiziyor. 200 yldr hep kaybeden, özgüvenini kaybetmi, depresif bir toplum olduumuzu söyleyen Hocann, bilim insanlarn muhtemelen kzdracak eletirileri de var.

 

“ERCYES’ TÜRK-SLAM DÜNYASININ LDER ÜNVERSTES YAPMAK STEDM

 

55’te Elazda dodunuz. 70lerde Hacettepede tp okudunuz. 80lerin banda Erciyeste akademik hayatnz balad, uzunca bir süre 2008e kadar devam etti. Neredeyse tüm akademik hayatnz boyunca buradaydnz. 2008den bugüne de Erciyes Üniversitesinde rektörsünüz. 40 ylda Erciyes’te neler deiti? Nasl bir üniversite idi, nasl bir hale geldi? Ama öncelikle onu bütünleyecek ekilde sizin kiisel yolculuunuzla balayalm m hocam?

 

Öncelikle buraya kadar geldiiniz için teekkür ediyorum. lk, orta ve lise tahsilimi Elaz ve çevresinde yaptm. Liseyi birincilikle bitirip 1972 ylnda Hacettepe Üniversitesi Tp Fakültesine baladm. Bir yl Franszca hazrlk okulu okudum. 1979da mezun oldum. 1980-1984 yllar arasnda Erciyes Üniversitesi Tp Fakültesi’nde iç hastalklar ihtisas yaptm. 1984-1988 yllar arasnda mecburi hizmet ve askerlik görevlerimi yerine getirdim. Ömer Bey, bir bilim adamnda olmazsa olmaz özelliklerden birisi meraktr. Ben çocukluumdan beri özellikle tabiat olaylar ve tarih konusunda çok merakl birisiydim. Bu da beni devaml aratrmaya ve okumaya yöneltti. Daha mezun olmadan akademik hayata atlmay kafama koymutum. Sosyal olaylarla yakndan ilgilenen bir aile ortamnda yetitim. Evimizde hep ülke ve dünya meseleleri konuulurdu. Orta ve lise yllarmda yüzlerce kitap okudum. Türk ve dünya klasiklerini o yllarda bitirdim. O dönemde ciddi bir entelektüel birikime sahip olmutum. Tabi bu okumalar ve düünce serüveni beni ister istemez u noktaya getirdi: Büyük bir imparatorluun mirasçlarsnz, torunlarsnz. Selçuklu ve üç ktaya hâkim olmu Osmanl imparatorluundan sonra çökmü ve Anadolu topraklarna snm, sanayi devrimini yapamam, geri kalm bir toplum haline gelmisiniz. Toplum olarak bunun burukluu ve ezikliini yayorsunuz. ster istemez geçmile günümüzü karlatryorsunuz ve çökmü bir imparatorluun çocuklar olmay içinize sindiremiyorsunuz. Dedelerimizden sonu hüsranla biten sava hikâyeleri, ninelerimizden hasret ve yokluk hikâyeleri dinleyerek büyüyorsunuz. Balkan Sava çok büyük bir faciadr mesela. Çanakkale Savanda birkaç yüz bin gencinizi topraa veriyorsunuz. Annemin 4 days Çanakkaleden dönmüyor. Sonra Mustafa Kemal ve arkadalar önderliinde kurtulu savalar ve yeni bir ülke: Türkiye Cumhuriyeti. Kalknma hamleleri, demokratikleme çabalar ama hep kendinizle ve Bat ile hesaplama. Geri kalm ve sonra gelimekte olan ülke tanmlamas. Bu bizi rahatsz ediyor. Tekrar ayaa kalkmak ve o kadim medeniyeti canlandrmak düüncesi... Gençlik yllarm bu duygularla geçti. Hep büyük düünceler tadm. Bu, belki biraz da cihan devleti kurmu bir milletin torunu olma bilincine sahip olmanzdan da kaynaklanyor olabilir. Merak ediyorum, kaç millet Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi gibi bir kaynaa sahiptir? Bu sorunun cevab sadece birkaç millet olabilir. Üstelik de bunun altnda yatan temel mesele emperyalist bir dünya görüü deildir. Bizim medeniyetimizin bakalarn sömürmek, asimile etmek, ezmek, kültürlerini, varlklarn ortadan kaldrmak gibi bir politikas olmamtr. Medeniyetimizin dayand temeller Yunus, Mevlana, Hac Bekta öretileridir. Osmanlnn lâ-y Kelimetullah yani Allahn adn, slam dinini uzaklara yaymak gibi bir hedefi olmutur. Dier büyük medeniyetlere baktnz zaman onlarn da kendilerine göre büyük hedefleri olmutur veya vardr. Büyük Britanya, bir zamanlar üzerinde güne batmayan imparatorluktu. Sovyetlerin scak denizlere inmek hedefi vardr. Bu düünce alt yaps kendimi her alanda en iyi ekilde yetitirme konusunda beni daima motive etmitir. Hekimlik yüce bir sanattr ve mesleki ve maddi olarak sizi tatmin edebilir. Kendi çevrenize ve hastalarnza faydanz olabilir. Ama eer insanlk için, ülkeniz ve milletiniz için düünceleriniz varsa sadece hekimlik mesleinin icras yeterli olamaz. O yüzden ben akademik hayat seçtim. 1988 ylnda yardmc doçent olarak Erciyes Üniversitesi Tp Fakültesi ç Hastalklar Anabilim Dalna baladm. 1990 ylnda doçent oldum. Endokrinoloji Bilim Dal kurma görevi verildi. stanbul Üniversitesi Cerrahpaa tp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dal ve sonra Londra Üniversitesi Tp Fakültesi St. Bartholomew Hastanesi Endokrinoloji Departmannda endokrinoloji eitimi aldm, 93te burada Endokrinoloji Bilim Daln kurdum. 95de profesör oldum. European Society of Endocrinology ve European Neuroendocrine Association yönetim kurulu üyelikleri ve European Neuroendocrine Tumor Society danma kurulu üyeliklerinin ardndan, TÜBTAK ve nihayet TÜBA görevleri...

 

Tüm bu görevler ve düünsel altyap u sonucu mu dourdu: Ben rektör olarak Erciyes Üniversitesini nasl kadim kültürümüzün yeniden ina edilmesi yolunda lider bir üniversite yapabilirim? Erciyesi nasl Türk-slam dünyasnn lider üniversitesi yapabilirim? Doru mu?

 

Dorudur Ömer Bey. 1980’li yllarn baraka binalarndan bugün gördüünüz 5 milyon metrekarelik, 50 bini akn örencisi olan, içerisinde ileri düzeyde aratrmalarn yaplabildii merkezler olan bir üniversiteye geldik. Hatta hiç unutmam, bir keresinde yamur yayordu ve damlayan yamur sular nedeniyle hem hastam slanmt, hem de ben. Bugün 100 kadar yurt dndan öretim üyesinin de çalt Erciyes Üniversitesinin temelini ilk atanlarn avuçlaryla toprak tayan kadnlar olduunu özellikle vurgulamak isterim. 1978’de kurulan üniversitede bugün 18 fakülte, çok sayda yüksekokul ve onlarca aratrma merkezi var. Özellikle yurt dndan gelen bilim adamlar buradaki artlar görünce çok aryorlar. Gelirken öyle düünüyorlar: Anadolunun ortasnda yeni kurulmu bir üniversite, 8-10 tane bina, basit cihazlarn olduu laboratuvarlar ve bilimsel olarak yetersiz akademisyenler. Ama burada baz laboratuvarlarn kendi laboratuvarlarndan daha iyi durumda olduunu ve evrensel boyutlarda bilgi üretildiini anladklar zaman çok etkileniyorlar.

 

Hocam tam da bu noktada sormak istiyorum: Aratrmac üniversite kimliine, vizyonuna vurgu yapyorsunuz. Erciyes hangi alanda ihtisas yapan, yapmaya çalan bir üniversite?

 

Takdir edersiniz ki üniversitelerin eitim ve aratrma eklinde 2 temel görevi var. Eitim meselesini imdilik bir kenara brakalm. Ama aratrma konusu Türkiyede skntl bir mesele. Ülkemizde evrensel boyutta orijinal bilgi üreten üniversite maalesef yok.Bakn Türkiye ileri derecede sorunlar olan bir ülke. Corafi konumundan dolay çok önemli bir stratejik özellii var. Sosyokültürel bakmdan özgün bir yaps vardr ve slam ülkeleri arasnda seküler tek ülke. Tarihsel bir misyonu var. Büyük bir kültür corafyasnn lideri durumunda ve onlara kar tarihi sorumluluklar var. Baka bir Türk devletinde ya da baka bir slam devletinde böyle bir misyon yoktur. Kültürel akrabalklar olan büyük bir corafyann temsilcisi konumundadr. Türkiye bu özelliklerinden dolay alternatifi olan bir ülke deildir. Dolaysyla Türkiye gelimek, kalknmak ve sanayilemek zorundadr. imdi ben bu giriin ardndan Türkiyenin temel meselesinin eitim ve bilim dolaysyla üniversite meselesi olduunu ifade etmek istiyorum. Buna inanyorum. Üniversite meselesini halledememi bir Türkiye’nin gelimesi, kalknmas, ileriye gitmesi, teknoloji üretmesi ve ite dünyann efendileri arasna girmesi mümkün deildir. Bu düünceden hareketle benim Erciyeste yapmaya çaltm ey, ileri teknoloji ve evrensel bilgi üreten aratrma merkezleri kurmak ve bunlarn deime ve gelime süreci içerisinde sürekliliini deime ve gelime süreci içerisinde sürekliliini salamaktr. Rektör olmamn en temel sebebi buydu. Bunlar kafamda planlanmt. Aslnda benim rektör olmak gibi bir düüncem yoktu. Bana ilk teklif edildiinde uzun bir süre olumlu ya da olumsuz bir cevap veremedim. Çünkü çok aktif bir bilimsel hayatm vard. Evrensel olarak tannan çok iyi bir klinik oluturmutum. Yardmc doçent düzeyinde bile arkadalarm dünya kongrelerine konumac olarak davet edilmilerdir. Kliniimizin tarif ettii yeni kavramlar, yeni tedavi metotlar, yeni endokrin bozukluklar vardr. Tam o sralarda European Society of Endocrinology bakanlk seçimi vard ve Avrupal meslektalarm beni aday göstermek istiyorlard. Amerika’da misafir öretim üyesi olarak davet edildiim bir üniversiteden endokrinoloji departman direktörlüü için teklif gelmiti. Bunlar ilk defa size açklyorum, yakn çevrem dnda kimse bilmez. Dolaysyla bu kadar aktif bilimsel hayatm sürerken rektörlüe geçmemin temel sebebi, az önce ifade ettiim misyonu hayata geçirebilmekti. Bakn, rejeneratif tp diye, önümüzdeki belki birkaç dekad boyunca sürecek bir aratrma alan var. Kök hücre aratrmalar ile ileride önemli tedavi metotlarnn gelitirilebileceini düünüyoruz. Moleküler genetik, moleküler biyoloji gene günümüzün en önemli konular arasnda yer almakta. Bunlar kapsayan bir merkez kurmay düünüyordum. Bu merkezin kurulmas epey bir zamanmz ald. Bir yl, sadece projelendirme süreci yaadk. Yurtdndan önemli bilim adamlarndan destek aldk, dünyadaki önemli merkezler dolald. Türkiyede böylesi önemli bilim merkezlerini kuran bir inaat firmas olmadn gördük. Aklnza gelmeyecek türlü skntlarla boutuk. Nihayet bu mükemmel merkezi kurduk. Gene Nanoteknoloji Merkezimiz bugünün ve önümüzdeki yllarn özellikle malzeme bilimleri konusunda odak noktas olabilecek bir merkez. Klinik Mühendislik Aratrma Merkezimiz de salk ve mühendislik bilimlerinde ortak çalmalar yaplan bir merkez. Bir de biyogüvenlik bakmndan ileri aratrmalarn yaplaca a ve biyolojik ürünlerin gelitirilmesi ile ilgili bir merkez kurduk. Bu merkez de ülkemizde alannda tek merkezdir. Gen-Kök Kök Hücre ve Moleküler Aratrma Merkezi de kapasitesi olarak Türkiye’de alannda en büyük merkezdir. Gen-Kök, A Gelitirme, Klinik Mühendislik Aratrma ve Nanoteknoloji Merkezlerimiz; bu dördü aktif olarak çalyor. Bu merkezler artk uluslararas camiada tannyor. u anda ilaç gelitirme ve doa bilimleri ile ilgili büyük bir merkez kurmakla megulüz. Aslnda bu merkezleri bir ekilde yapabilirsiniz. Bir ekilde devlet desteiyle ya da yardmlarla yeterli paray bulduunuzda cihazlar da temin edersiniz. Ama önemli olan buralarda istihdam edebileceiniz yetimi insan gücüdür. Bu aslnda iin en zor taraf ve Türkiyenin de temel meselelerinden birisidir. Aratrmac insan says bakmndan dünyadaki durumumuz iyi deil. Ben o nedenle çok özel bir proje balattm. Hayrseverlerden katk alarak bir fon oluturdum ve özellikle kurmu olduumuz merkezlerde çalabilecek genç bilim insanlarn, dünyada o alandaki önemli merkezlere göndermeye baladm. Bu çalmamz baarl bir ekilde devam etmektedir. Bugüne dek 150 aratrmacy bu ekilde ortalama bir yl süreyle yurtdndaki merkezlere gönderdik. Hem dünyaya bak açlar geliiyor, hem lisanlar iyileiyor, hem de çaltklar alanlarda derinleiyorlar. Bu projeyi tamamen hayrseverlerden temin ettiimiz kaynaklarmzla yaptk. Tabi bu arada uluslararas danmanlklar aldk ve bu merkezlerimizi yabanc bilim adamlarnn da hizmetine açtk.

 

“ÜNVERSTEDEK BNALARIN VE MERKEZLERN YÜZDE 80’N HAYIRSEVERLER YAPTI”

 

Peki, bu esnada tp kökenli aratrmac bir rektör olarak bata sosyal bilimler olmak üzere tp d alanlara da hak ettikleri önemde bir destek verebildiniz mi?

 

Verdiimi sanyorum. Bir defa üniversitemizde sosyal bilimlerle ilgili faaliyetlere, toplantlara çok arzu ettiim halde yetiemez olduk. Burada birinin kuruluunu tamamladmz 3 merkezimizin adn anmak istiyorum: Stratejik Aratrma Merkezimiz, Dileri Bakanmz Sayn Ahmet Davutolu tarafndan açld. Bu merkezde Balkanlar ve Ortadou ülkeleriyle ilgili masalar var. Öretim üyeleri kadrolar oluturduk ve merkez bünyesinde zengin bir kütüphane kurduk. Ortadou Eski Talas Amerikan Kolejinin olduu binalardan birini bu merkeze tahsis ettik. Osmanlnn ilk medresesi olan znik Medresesinin ba müderrisi Kayserili bir âlimdir. smi Davut El Kayseri. Onun adna izafeten Davut El Kayseri Aratrma Merkezini kurduk. Bir tasavvuf aratrmalar merkezi olarak planladk. Melikgazi Belediyesi eski bir Türk konan restore ederek Davut El Kayseri Aratrma Merkezine tahsis etti. u anda Davud-El Kayserinin eserlerinin incelenmesi ve Mesnevi okumalar faaliyetlerini yürütüyor. Afrika Aratrmalar Merkezimiz de kurulma aamasnda. Afrika ülkelerinden heyetlerle görümelerimiz, gidip gelmelerimiz söz konusu.

 

Üniversiteniz periferide olmasna ramen nasl bu kadar baarl olabildi? Bir ikincisi Rektörlük süreniz dolduunda bu baary devam ettirecek gerekli akademisyen alt yaps olutu mu? Yani devamllk salanabilecek mi? Paralelinde yabanc akademisyenlerden nasl yararlanyorsunuz?

 

Yabanc bilim adamlarndan balayaym. Yararlanabiliyoruz. Bu noktada Kayseri’nin dezavantajlar olduu kadar avantajlar da var. Kayseri bir defa yaanabilir bir ehir. Trafik problemi olmayan, 4 mevsimi bütün güzellikleriyle yaayabildiiniz, ulam problemi olmayan, dünyann her yanna direk ya da aktarmal uçabildiiniz, çok güvenli, corafi güzelliklere sahip kadim bir Selçuklu kenti. Büyükehir belediyesinin Erciyes Da ile ilgili büyük çalmalar var. Birkaç yl içinde orada k ve yaz sporlaryla ilgili dev kompleksler hizmete açlacak. Mübalaa etmiyorum, Alplere yakn bir merkez oluyor. Tabi tüm bunlar, üniversitemizin geni altyap imkânlar da düünüldüünde bilimsel çalma yapmak isteyenler için uygun ortamlar yaratyor. adamlarmzn, yerel ve merkezi yönetimin de katklar Kayseri’de bu baary getirmitir. Kayseri bir hayrsever ehridir. Üniversitedeki binalarn yüzde 80i hayrseverler tarafndan yaplmtr. Bugün gördüünüz aratrma merkezlerinin binalarnn hepsi hayrseverler tarafndan yaptrlmtr. Biraz önce söylediim bilim insanlarnn yurtdnda yetitirilmesi projesi de tamamen hayrseverler tarafndan desteklenmektedir. Kayseri, toplumsal dayanmann, yerel yönetim-üniversite-sivil toplum örgütleri arasndaki ibirliinin güzel örneklerinden birisine sahip bir kenttir. imdi Cumhurbakanmzn adn tayan üniversite ve iki de vakf üniversitesi daha kuruluyor. Erciyes Üniversitesi olarak biz de onlarn geliimi için elimizden gelen destei veriyoruz. Böylece Kayseri benim için büyük hedeflerimizin gerçekletirilebilecei bir yer olmutur.

 

2011’de ngiliz Nöroendokrin Derneinin (BSN) ödülü’nü aldnz. 2013te ise 14. Bayrdr Tp Ödülleri Yln Bilim nsan ödülü aldnz. Bir yönetici olarak ar bir mesainiz sürerken aratrma faaliyetlerine nasl vakit ve enerji ayrabiliyorsunuz?

 

Zaman iyi kullanmalsnz ve ekibinizin iyi olmas lazm. Ben her eyi bu iki faktöre balyorum. Sosyal hayatm doal olarak biraz daralyor. Bilimsel faaliyetlerime devam ediyorum. Biraz uykum azald. Bo zamanm yok, her an deerlendiriyorum. Akamlar ve hafta sonlar Kayserideysem ve katlmam gereken resmi bir program yoksa genellikle evden dar çkmam, çalr ve düünürüm.  Hafta içinde de bir günümü klinie ayrrm ve mesleki çalmalara katlrm. Ha, zor olmad m? Olmad. Çünkü bilimsel faaliyetlerin bana tetikleyici bir etkisi var. Örnek olmak bakmndan da iyi. Endokrinoloji alannda en fazla davetli konuma yapan bilim insanym. Sadece uluslararas toplant ve kongrelerde 50den fazla davetli konuma yaptm. Tüm bunlar sizi ister istemez bir rol model de yapyor. Bilim dalmda sayca çok deil ama kalite olarak deerli arkadalarm var. Sa olsunlar, ilerimi kolaylatryorlar.

 

Erciyes’le ilgili son sorumu yöneltip artk bilim üretimi ve üniversiteler konusuna geçmek istiyorum. SD’nin de hamisi olan Medipol ile Erciyes Üniversiteleri arasnda ortak aratrma anlamalar imzaland. Anlamalar neleri içeriyor? Ne gibi çalmalar yapyorsunuz, yapacaksnz?

 

Medipol yeni ve özellikleri olan bir üniversite. Bir de bu tür anlamalar yaptnzda muhatabnzn sizinle ayn dili konumas gerekiyor. Hedefleriniz farkl olursa anlama yapmanzn bir anlam olmaz. Ben oradaki Rektör arkadamda, orann yöneticilerinde ve bilim insanlarnda unu gördüm: Biz ayn dili konuuyoruz, ortak hedeflerimiz var. Karlkl olarak ziyaretlerimiz, incelemelerimiz oldu. Tabi bugünden yarna önemli bir eyler çkacak diye de düünmemelisiniz. Bizim imkânlarmzdan onlar faydalanacaklar, onlarn imkânlarndan biz faydalanacaz. Ortak projeler yürütülebilir. Mesela bizim burada proteomiks ünitesi kuruyoruz. Bizde de konuyla ilgili bilim insanlar var ama baktk ki Medipol’de bu ii Türkiyede en iyi bilenlerden birisi var, onu davet ettik, geldi burada bir hafta kald, bilgisinden faydalandk. Medipol’de çok ciddi bir deneysel görüntüleme merkezi kuruldu. imdi biz bir proje yaptmzda, görüntülemeyle ilgili hususlar varsa gidip oradaki imkânlardan faydalanacaz. Onlar gelecek mesela bizim Kök Hücre Merkezimizden faydalanacak.

 

“TÜRKYE’NN EN TEMEL SORUNU, BLM VE ÜNVERSTE SORUNUDUR”

 

Sayn Hocam çok teekkür ediyoruz. imdi röportajmzn ikinci bölümüne geçebiliriz. Rektörlüünüzün ikinci dönemindesiniz. Türk Yükseköretiminin büyüme süreci yaad bir dönemde rektörlük yapyorsunuz. Genel bir fotoraf çekmek gerekirse sizce yükseköretimimizin bugün ve yakn gelecekteki en önemli sorunlar neler?

 

Baknz üniversite meselesinin altnda yatan soru hep udur: Niye geliemiyoruz? Niye Türkiyede bir Oxford yok? Niye bir Cambridge yok, Harvard yok? Veyahut niye bir üniversite kurduumuz zaman buray Harvard gibi yapmak istiyoruz deriz? imdi bu sorularn cevabn ararken bilim felsefesi kitaplarnn sayfalarn öyle bir çevirmek lazm. Kta Avrupasnda ilk üniversite olarak Bologna Üniversitesi saylr ama bizim geleneimiz açsndan baktmzda Kurtuba Medresesi daha öncedir. Endülüs Devleti ykldktan sonra kütüphanelerindeki eserlerin Avrupa dillerine tercüme edilmesi, Rönesansn tetikleyicisi olmutur. Aydnlanma ça balamtr. Özellikle 17.yüzyldan sonra bizde medreselerde fen bilimlerinin okutulmamaya, sadece din ilimlerinin okutulmaya balanmas; bilim gelenei bakmndan bir olumsuzlua yol açmtr. Dolaysyla o tarihten itibaren bizde medreseler gerilemeye balarken, Avrupa ve yeni kta olarak Amerika’daki üniversiteler hzl bir ekilde gelimeye balamtr. Bizim medeniyetimizin çöküü ve Bat medeniyetinin yükselii paralel olmutur. Ben tüm konumalarmda ve yazlarmda vurguluyorum; Türkiyenin bugün en temel meselesi eitim ve üniversite meselesidir. Behemehâl üniversite meselesini Türkiye halletmek zorundadr. Dünyaya bakn, gelimi ülkelerin hiçbirisinde geri kalm üniversite yoktur. Üniversite, gelimilikle paralel gider. te bugün dünyann en baarl 100 üniversitesinin, süper güç dediiniz ülkelerden çktn görürsünüz. Bunlarn 50ye yakn ABDdedir. 8-10 tanesi ngilterededir. Bu çok önemli bir husus. Türkiyenin de orijinal bilgi, Ar-Ge üreten üniversitelere ihtiyac vardr. Bu ayn zamanda bilgi toplumu olma yolunda önümüzü de açacak en önemli husustur. Gelimi üniversiteler Türk toplumunu bir bilgi toplumu haline dönütürecektir. Medeniyetimizde bilimsel zihniyetin kaybolmas, düünce hayatmzda akl ve bilimin geri planda kalmasnn nedenleri sosyolojik, psikolojik, kültürel olarak aratrlmamtr. Bu aratrma neden yaplmyor, bunu da anlayabilmi deilim. Ben Türkiye Bilimler Akademisi üyesiyim. Orada da bu konuyu dile getiriyorum. TÜBAnn temel fonksiyonlarndan birisinin de bu olmas gerektiini düünüyorum. Öteki türlü bu konudaki hastalklarmz tehis ve tedavi edemeyiz. Mesela buradan bir bilim insann ABDye gönderiyorsunuz. Orada çok önemli iler yapyor. Önemli aratrmalar yapyor, ödüller alyor. Sonra ayn insan Türkiyeye getiriyorsunuz, birkaç sene sonra bir de bakyorsunuz ki yetersiz biri haline dönümü. Biz bilimsel atmosferi Türkiyede oluturamadk. Dou toplumlar bilimde geri kaldlar. Buradan Japonya, Güney Kore gibi ülkeleri hariç tutmak lazm, onlar bu gelimeyi gösterebildiler. Çin, Singapur ve Hindistan bu meselenin farkna vardlar. Ama bizim corafyamz, Ortadou, K. Afrika, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asyadaki Türk Cumhuriyetleri geri kaldlar. Bunlarn içerisinde en iyisi elbette ki Türkiyedir. Tamam, bizde önemli gelimeler var ama dünya durmuyor. Siz de bu yarn içindesiniz. Dünya hzl kouyor ve siz dünyay yakalayabilmeniz için daha hzl komalsnz.  

 

Gelitirdiiniz alarn üretilecei bir sanayi tesisi için 40-50 milyon liraya ihtiyaç olduunu söyleyip, Galatasaray’n Sneijder’i getirmek için 25 milyon Euro ödediini hatrlatarak, büyük bir devlet olmak istiyorsak en az futbol kadar bilime de yatrm yapmamz gerektiini söylediniz. Önümüzde futbola çok büyük paralar harcayp sanayide, bilimde sfr çeken ülke örnekleri varken gidiat nasl deerlendiriyorsunuz?

 

Bu soru için teekkür ederim. Ben orada unu vurgulamak istedim: Bizim bilimsel ekibimiz Krm Kongo hastalna a gelitirdi. Bir hesap yaptrdm, 25 milyon Avro ile bu a üretilebilir. Bakn ben Galatasaraylym. Çocukluumdan beri bu takmn bilhassa yurtdndaki baarlar ile gururlanyorum. Ama söylemek istediim, Türkiyede bir takm sadece bir futbolcuya 25 milyon Avro verebiliyorsa demek ki Krm Kongo asnn üretilmesi için bu kadar para hiçbir eydir. Hakkn teslim etmek lazm, son 10 ylda TÜBTAKn bütçeleri çok artmtr. Aratrma ve aratrc saysnda büyük artlar olmutur. Yaymlanan makale saylar artmtr. Bugün yayn says bakmndan dünyada 15 ile 20. sralara yükseldik. Kalite bakmndan sorunlar var ve bu ciddi bir mesele ama geldiimiz nokta tabi ki az deil. Türkiye zenginleiyor. Ben imdi bu merkezleri fakir bir ülkede kurabilir miydim? Elbette kuramazdm. Benim söylemek istediim; iyi giden bu süreçte bilime daha çok para ayrlsn. Eer ayrlmazsa bu iyi gidi kalc olamaz ve bilgi toplumunu oluturamayz, gelimekte olan ülke statüsünden çkamayz.

 

imdi efendim Türkiye pek çok alanda dünyada ilk 10u hedefliyor. te 2023 vizyonu ve bu balamda ekonomimizin ilk 10’a girme hedefi vs. Demek ki ilk 500’de de bizim en azndan bir 20-30 üniversitemizin yer almas hedeflenmeli. Ülkemizden ilk 500 arasna daha çok üniversitenin girebilmesi için neler yapmak gerekir? Yakn olmasa bile orta vadede ilk 100 arasnda bir Türkiye üniversitesi görebilecek miyiz? Erciyes de bu listeye girebilecek mi? Bu iin sihirli formülleri var m?

 

lk 500 ii biraz iin göstermelik taraf. Çünkü bu sralamalarda kurulular çok deiken kriterler kullanmakta. Bir tane Nobel ödüllü insannz varsa bu büyük bir avantaj salyor ve bu Nobelin mutlaka fizikte, kimyada olmas da gerekmiyor. lk 500’ü önemsemediim sonucu çkmasn buradan. Mevcut durumda bile ilk 500 içerisinde en az 15-20 üniversitemizin olmas gerekir. Böyle bir hedefe odaklanmanz gerekir. Mesela bizim Erciyes’te en önemli sorunumuz u: 50 bine yakn örencimiz var ve yardmc doçent, doçent ve profesör kadrosunda 1100 civarnda akademisyenimiz var. Bu, çok büy