Haberler

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

SGK’lıya kaç, özel hastanelere tut!

Özel sağlık kuruluşları SGK ile kendilerini kurtarmayacak paket anlaşmasına niçin imza attı? Hükümet, vatandaşlardan göz göre göre fark ücreti haricinde para alındığından ve sektörün ‘böyle giderse batarız’ feryadından habersiz mi?

Kaynak: Emin Akdağ - Aksiyon Dergisi

Sebep-sonuç ilişkisi, eskilerin tabiriyle ‘illiyet rabıtası’ kurulamadığı için; AK Parti hükümetlerince gerçekleştirilen sağlık reformları büyük yara alıyor. SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısında buluşturulmalarının hayali dahi güçtü. Serbest eczanelerden ilaç temininin yeniden başlatılarak sürekli kılınması da başarılı bir icraattı. Kamu hastanelerinin Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplanmasıyla çok başlılık kalkmıştı. Aynı şemsiyeyle üniversitelerden yararlanılması da eşsiz bir nimetti. Özel hastane ve tıp merkezlerinin de sisteme dâhil edilişiyle taçlanmıştı adım.
 
Dileyen istediği yer ve hekimle randevulaşabiliyordu. Hem de online. Bundan iyisi can sağlığıydı. Ancak SGK eliyle yapılan harcamalar her geçen yıl kabarıyordu. Muayene, reçete, tahlil, tetkik, görüntüleme ve tedavi faturaları bir çığı andırıyordu. Nihayetinde 45 milyar lirayı buldu. Çark döndürülemezlik tehlikesiyle karşı karşıya ne yazık ki.
 
Önce vizitelere, ardından da limit aşıldığında her ilaca katılım payı yüklendi. Caydırıcılık gözetiliyordu bu tatbikatlarla. Kişiler olur olmaz hislerle polikliniklerin kapısını çalmamalıydı. Oysa özellerin iş yoğunluğu da artmaktaydı. Hatta kimilerindeki manzara kamuyla paraleldi; iğne atılsa yere düşmüyordu.
 
Performansın sonucu...
 
3–5 dakikalık hasta-doktor görüşmeleriyle teşhise çabalanıyordu. Hâliyle reçeteler havada uçuşuyor; laboratuar ve görüntüleme ünitelerinin koridorları dolup taşıyordu. Başka çare de yoktu ki… Buralardan ulaşacak neticelere muhtaçtı hekimler. Performans sisteminin doğurduğu bir anormallikti bu. Öyle ki, insanlar kendilerine denilenlere inanmayıp 10–15 günde dört-beş tabibe danışabiliyordu. Yılların yanılgısı da kâbus misali çökmüştü zihinlere: Hekim dediğin torbalar dolusu ilaç yazıp kan örneği, röntgen, ultrason, tomografi ve MR’a başvurmalıydı.

İlliyet rabıtasından kopuş “mecburi hizmette” de görülmüştü. Sağlık Bakanlığı ‘tıbbi görevin kutsallığı ve onuruna muhalifliği’ düşüncesiyle kaldırdı mahrumiyet bölgelerine atanma zorunluluğunu. Seve seve koşulacağını öngördü. Sonuç, hüsrandı. Teşvik unsurları da kâr etmedi. Giden bir an önce ayrılmaya karar veriyordu. Şimdi en katısı icraatta baştaki mevzuatın. Buralarda vazife süresini bitirmeyene lisans ve uzmanlık belgeleri takdim edilemiyor. Acaba hekimin niçin böyle davrandığının arka planı yeterince irdelenebilmiş miydi? Çözüm diye pratiğe dökülenlerle hakikatler ne derece örtüşüyordu? Evdeki hesap, çarşıya niçin uymuyordu? Bu mühim sahadaki düzenleme ihtiyacı ‘deneme-yanılma’ yöntemleriyle geçiştirilebilir miydi?
 
Şu yaklaşım takdire şayandı: Devlet, sağlık hizmetinin bir bölümünü bedeli karşılığında özel kuruluşlara da devredebilirdi. Hususi hastane adedi 9–10 yılda 150’den 530’a çıktı. Tıp ve dal merkezleriyle 1900’ü aşkın şirket faaliyette. Mahalle içlerine dahi konuşlandılar. Gecenin bir vakti rahatlıkla zillerine basılabiliyor.
 
Şikâyetler problemi çözmüyor…
 
Her şey güzel ilerlerken bugün tam manasıyla ne SGK mutlu gidişattan ne de vatandaş. Kurum, iletilen faturalara, hasta veya yakınları da fark ücretlerine şüpheyle bakıyor. Esen belirsizlik rüzgârıyla iyice içinden çıkılmazlaşıyor olay. Sözleşmedeki ‘paket’ bilmecesi gizemini koruyor. ‘Kim, kimden, hangi işlem için ne kadar artı nakit tahsil edebilir?’ sorusunun cevabından habersiz kitleler. SGK, ‘dökümlü faturada ısrar edin’ diyor. Tecrübelerle sabit ki, çoğu özel sağlık kuruluşu buna yanaşmıyor. Paketin haricindeki para tahsilâtını belgelemekten kaçınıyor kısacası. Son Bakanlar Kurulu kararıyla maksimum fark ücreti yüzde 70 iken 90 oldu. Hastanelerin A grubundaki 244’ünde geçerli bu. Oran, B kategorisindeki 138’inde yüzde 75.  C puanlı 50’sinde yüzde 60; 25 D’lide  yüzde 45 ve E’lerdeyse yüzde 30. Vakıf üniversitesi hastaneleri de A sınıfında. Ayrıntılar SGK’nın müdürlükleri ya da internet sitesinden öğrenilebilir.
 
Peki, özel sağlık kuruluşları neden sözleşmedeki paketin muhtevasına sadık kalmıyor? Kimse onları imzaya zorlamadı ki? Kurtarmıyorsa feshedebilirler. Kazın ayağı öyle değil ama. Sektörde irili ufaklı 19 dernek aktif. Dr. Reşat Bahat başkanlığındaki OHSAD (Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği) ağabey konumunda. Konuyu enine boyuna masaya yatırdığımız Bahat, “SGK 15-20 gün parayı geç ödese batacak hâldeyiz… Bu kadar bağımlıyız.” diye konuşuyor ve yıllardır dondurulan paket fiyatlarıyla işin yürüyemeyeceğini söylüyor. Birinci kurtuluş önerisi, kamunun sağlığa ayırdığı bütçeye takviye yapması. İkincisiyse vatandaşın elini cebine atması. Fark sınırı esnekleşmeli ona göre. Rekabet şartları istismarı ve tekeli engeller.
 
Tamamlayıcı sağlık sigortası…
 
Hükümet, Bahat’ın da teklif ettiği Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) formülü üzerinde çalışıyor şu sıralar. Fark ücreti bu kanaldan karşılanacak. Aylık ödemeler 30-40 lirayı geçmeyecek. 5-6 milyon kişinin poliçe imzalayacağı varsayılıyor. Sistem ilaç katılım payı, diş, alternatif tıp, hastanede özel oda ve benzeri hizmetleri de kapsayacak. Özel sağlık sigortaları yaklaşık 10 hastane grubuyla anlaşmalı hâlihazırda. TSS devreye girdiğinde tümü sigorta kuruluşlarıyla el sıkışabilecek. SGK Başkanı Fatih Acar, hane halkının harcamaları arasındaki sağlığa giden paya dikkati çekiyor. Oran İsviçre’de yüzde 6,4. Yunanistan’da bile 5,4. OECD ortalaması 3,2. Türkiye’deyse sadece 1,5. Bunu makul seviyeye çıkarma mecburiyetinden söz ediyor Acar: “Vatandaşımız, sağlık hizmetine çok kolay ulaşmasına rağmen, bütçeye getirdiği yük hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değil. Bu da gereksiz harcamaları yükseltiyor.”
 
SGK’nın bir numaralı problemi ‘en hayati gelir kayağı’ primlerdeki istismar. Yüzde 41’i asgari ücretten yatırılıyor. “Kayıt dışılık tamamen sona erse kuruma 26 milyar liralık kaynak girecektir.” diyor, Acar. 20 Mayıs’tan sonra yeni bir bilgi işlem yapısını da devreye soktu kurum. Doktorların listesi, mesai çizelgesi, hangi işlem için ne kadar fark tahsil edildiği gibi detaylar izlenecek bu yolla. 2012’nin ilk dört ayında SGK’ya 5 bin anormal fark ücreti şikâyeti bildirilmiş. Usulsüzlük kesinleştiğinde faile cirosunun yüzde 20’sine varacak miktarda ceza kesilebiliyor artık. Ancak ‘sözleşmede bilhassa vurgulanmadığından’ mağdura parası iade edilmiyor. Yaşananlar, ‘tavşana kaç, tazıya tut’ deyişini hatırlatıyor… “İşleyişe göz mü yumuluyor?” sorusunu ortaya atanlar her geçen gün çoğalıyor.

1 HAZİRAN 2012 Bu haber 1346 kez okundu

Etiketler



Habere ait görsel bulunamamıştır.

Habere ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

Diğer Haberler

TÜM HABERLER
  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?