Haberler

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

Sağlıkta İsraf Sempozyumu yapıldı

İSAR’ın düzenlediği Sağlıkta İsraf Sempozyumu yoğun bir katılımla yapıldı. YÖK Üyeleri, rektörler ve pek çok akademisyenin katıldığı sempozyumda, ülkemizde sağlık harcamalarındaki israf kelemleri konuşuldu.

Ömer Çakkal
sdplatform.com

İstanbul Araştırma ve Eğitim Vakfı İSAR’ın Türkiye Diyanet Vakfı İSAM Konferans Salonu’nda düzenlediği Sağlıkta İsraf Sempozyumu, oldukça yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programa YÖK Üyesi, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, YÖK Üyesi, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, YÖK Üyesi, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Hamit Okur, Haydarpaşa Numune Hastanesi’nden Prof. Dr. M. İhsan Karaman, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Şentürk, Yrd. Doç. Dr. Murad Çekin ve Dr. Bülent Özaltay’ın da aralarında olduğu çok sayıda akademisyen, sağlık yöneticisi, doktor, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

4 oturum şeklinde ilerleyen sempozyumda ilk olarak açılış konuşmaları yapıldı. İlk sözü alan Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, aynı zamanda başkanlığını yürüttüğü İSAM’ı ve İSAM Kütüphanesi’nin faaliyetlerini anlattı. Prof. Dr. Recep Şentürk ve Prof. Dr. M. İhsan Karaman ise İSAR’ın çalışmalarından söz etti.

Dokucu: 2006’da ilaca ayrılan pay 6 milyar idi, bugün 15 milyar lirayı bulmuş durumda

Daha sonra kürsüye gelen İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, sempozyumu düzenleyen İSAR’a teşekkür etti ve tebliğlerden çoğunu izlemeye çalışacağını söyledi. Sağlıkta israf konusunun bildiği kadarıyla üzerinde bu şekilde toplantılar yapılmamış bir konu olduğunu kaydeden Dokucu, ülkemizde sağlıkta insan gücünün yeterince iyi kullanılmadığını söyledi. 7 tane kadın doğum uzmanının olduğu bir poliklinikte hiç doğum yapılmadığını sıklıkla görülebildiğini kaydeden Dokucu, siyasi baskılar nedeniyle lüzumsuz yerlere sağlık yatırımları yapıldığından yakındı. Dokucu şöyle dedi: “Bu lüzumsuz hastanelere lüzumsuzca insan gücü aktarımı ve tıbbi cihaz aktarımı yapılır. Tıbbi teknoloji çok pahalı ve bunun faturası vatandaşlar olarak bizlere çıkıyor. Kişi başına düşen tetkik oranlarına bakıldığında, bu tetkiklerin lüzumsuz ve hor kullanıldığı görülür. Sağlık hizmetlerinde ilaç israfı ise önemli bir konu. 2006’da ilaca ayrılan pay 6 milyar idi, bugün 15 milyar lirayı bulmuş durumda. Sağlık hizmetlerine ulaşımda engeller kaldırılınca doyuma ulaşıncaya kadar ilaç kullanımı hızla artış gösterdi. Akarsuyun yanında olduğu halde israf etmeyen bir medeniyetin çocukları iken bugün bu halde olmamız düşündürücü. Zaman, para, insan kaynağında israf var. Çözümü, ahlaki algı ve sosyal farkındalıktan geçiyor.”

Söylet: Biraz geç kalmış olsak da sağlıkta israfı konuşmanın tam zamanı

Dokucu’nun konuşmasının ardından birinci oturuma geçildi. İl sözü alan oturum başkanı Prof. Dr. Yunus Söylet, sağlıkta israfı konuşmanın biraz geç kalmış olsak da tam zamanı olduğunu vurguladı. 2002 yılından bu yana ülkemizin sağlık bütçesinin 5,8 milyar dolardan, 45 milyar dolara çıktığını bildiren Söylet, “Bunun ne kadarı ihtiyaç, ne kadarı israf, bunu konuşmalıyız.” dedi ve tebliğini sunması için sözü Prof. Dr. Recep Şentürk’e verdi.

Şentürk: İsraf, bir davranış bozukluğudur

“Tüketim kalıpları ve değerlerimiz” başlıklı bir tebliğ sunan Şentürk, israfı “bir davranış bozukluğu” olarak niteledi. İsrafın önlenmesi için kişilerde ve toplumda bir farkındalık yaratılması gerektiğini anlatan Şentürk, israf denince aklımıza su ve ekmek israfının geldiğini, oysa israfın daha geniş planda ele alınması gerektiğini anlattı. Şentürk şöyle devam etti: “Burada yeri gelmişken yetkili isimler de var, hastane kelimesinin terk edilerek şifahane dönülmesini öneriyorum. Bir şeye sahip olmak onu tüketme hakkını bize vermez, ancak ihtiyacımız kadarını tüketmeye hakkımız vardır. Peki, ihtiyaç nedir? Kapitalizmin bize ihtiyaç olarak bildirdiği şeyler var ama biz kendi kültürümüzden, geleneğimizden yola çıkarak gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu yeniden düşünmeli, buna uygun politikalar geliştirmeliyiz.”

Başbakan’dan Batılı işadamlarına: “Pantolonlarınızın paçalarındaki ekmek kırıntıları ile Afrikalı çocuklar doyar”

Recep Şentürk’ün ardından Prof. Dr. Hamit Okur söz aldı. Okur, “Hayatımızda israf ve iktisadın yeri” başlıklı tebliğ sundu. Batının gıda israfı ve Afrika’nın açlık, susuzluk sorununu slaytlar üzerinden anlatan Okur, Başbakan Erdoğan’ın Batılı işadamları ile yaptığı bir toplantıda söylediğini bildirdiği, “Sizin pantolonlarınızın paçalarındaki ekmek kırıntıları ile Afrikalı çocuklar doyar” sözünü aktardı.

“Hekim davalık olmamak için daha fazla ilaç, daha fazla tetkik uyguluyor”

Ağırlıklı olarak konunun sosyal boyutunun ele alındığı iki sunumun ardından salondan bir katkı geldi. Bir hekim söz alarak, “Son yıllarda yapılan yönetmeliklerle birlikte hekim-hasta ilişkisini hukuk belirlemeye başladı. Hekim davalık olmamak için daha fazla ilaç, daha fazla tetkik uyguluyor.” dedi. Bu katkı, salondan yoğun alkış aldı.

Öztürk: Kâinatta milyonlarca mikroorganizma hiç israf etmeksizin yaşamını sürdürmekte.” dedi.

Soru-cevap bölümünün ardından konunun tıbbi boyutuna yoğunlaşılacağı ifade edilerek 3. sunuma geçildi. Bu sunumu Prof. Dr. Recep Öztürk yaptı. “Değişik yönleriyle sağlık alanında israf” başlıklı bir sunum yapan Öztürk, “Yaradan, yarattığı her şeyi bir iktisat üzerinde yaratmıştır. Makro kozmosta binlerce gezegen evreni hiç kirletmeden, yörüngesinden hiç şaşmadan, enerjisini boşa harcamadan hareket etmekte, mikro kozmosta milyonlarca mikroorganizma hiç israf etmeksizin, kâinatta gereksiz bir attık bırakmaksızın yaşamını sürdürmekte.” dedi.

Sayıştay’ın 2005 yılında yayımladığı raporda, sağlıkta personel dağılımı, ilaç, sarfiyat ve tetkiklerin kullanımı noktasında bilgileri açıkladığını kaydeden Öztürk, sağlık hizmetlerindeki israfı, ilaç ve tetkik israfı, insan kaynağı israfı, yapı israfı gibi başlıklar altında ele aldı.

Laboratuvarlar akılcı kullanılmalı, cihaz alınacaksa önce, “Personel var mı?” diye bakılmalı

Hasta ve hekim arasındaki ilişkiyi kanıta dayalı tıp ve etik değerlerin belirlemesi gerektiğinin altını çizen Öztürk, şöyle devam etti: “Hukuk belirlerse hukuk duvarına toslarız. Daha sonra sırada sigorta duvarı karşımıza çıkar. Ülkemizde ilaç kullanımında bilhassa antibiyotik israfı var. Cihazlar noktasında cihazlar alırken bu cihazları kullanacak personel var mı, önce bu araştırılmalıdır. Laboratuvarlar akılcı kullanılmalıdır. Sorun çözen ve katma değer yaratan, patenti olan yayınlarda zayıf durumdayız. Nüfusu onda birimiz olan İsrail’den daha fazla yayınımız var ama patentli yayın sayısı onlarda daha fazla. ABD’de yılda 88 bin hasta hastane kaynaklı hatalar nedeniyle ölüyor. Türkiye’de de bu rakam 20 bin civarında.”

Dokucu: Yabancı hekim eleştirileri duygusal

Öztürk’ün ardından gene soru-cevap bölümüne geçildi. Yabancı hekim konusunda bir soru üzerine oturum başkanı Yunus Söylet, “Sözü önce devlete verelim” diyerek İstanbul Sağlık Müdürü Ali İhsan Dokucu’ya söz verdi. Bu cümle, salonda kahkaha ve alkışlarla karşılandı. Söylet’e teşekkür eden Dokucu, Türkiye’de yabancı hekimlerin belirli standartlar ekseninde çalışmasını taraftarı olduğunu, karşı görüşleri duygusal tepkiler olarak değerlendirdiğini söyledi.

Ayyıldız: Sağlıkta israf cümlesi de israf edilmesin!

İkinci oturumda ilk sözü Dr. Osman Ayyıldız aldı. “Tüketilen terminoloji: Sağlıkta israf kavramının israfı” başlıklı bir sunum yapan Ayyıldız, yıllardır ekmek israfı konusunun medyada zaman zaman gündeme geldiğini, toplumda da zaman zaman dile getirildiğini ifade etti. Ayyıldız, çözüm odaklı olmayacak “sağlıkta israf tartışmaları”nın da boşa olacağını söyledi.

Çağıl: Batılı ülkelerle Türkiye’de sağlıkta ödeme yapma reflekslerinin farklı

Ayyıldız’ın ardından Dr. Hasan Çağıl söz aldı. “Sağlığın israfı” başlıklı bir sunum yapan Çağıl, Batılı ülkelerle Türkiye’de sağlıkta ödeme yapma reflekslerinin farklı olduğunu kaydetti. İngiltere’den örnek veren Çağıl şöyle dedi: “Rakamlar afaki ama örneğin biz bir çocuğun gözünü körlükten kurtarmak için hesapsız kitapsız ne gerekiyorsa yaparız. Oysa İngiltere, o çocuğun ülkede ne kadar katma değer üreteceğini, ne kadar vergi vereceğini hesaplar ve ona göre ‘Ben bu operasyona şu kadar para öderim, fazlasını ödemem’ der. Biz bunu yapamayız.” dedi.

Çekin: Bir inek bir derin dondurucuya sığıyor

“Tıp israfı” konusunda tebliğ sunan Yrd. Doç. Dr. Murat Dinçer Çekin ise sözlerinin başında yaklaşmakta olan Kurban Bayramı’na değindi. Evlerimizde buzdolaplarının yanına alınan derin dondurucuların yaklaşık bir ineğin etlerini muhafaza edebileceğini söyleyen Çekin, modern yaşamın infak etme refleksimizi zayıflattığını söyledi. Derin dondurucu ve inek örneği salonda kahkahalara neden oldu.

Tebliğlerin ardından ara verildi ve öğle yemeğine geçildi. Öğleden sonraki oturumlarda Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Prof. Dr. Volkan Tuzcu, Prof. Dr. Haydar Sur, Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş ve Hidayet Şahin tebliğlerini sundu. Genel değerlendirmelerin ardından sempozyum sona erdi.

22 EKİM 2011 Bu haber 2052 kez okundu

Etiketler



Habere ait görsel bulunamamıştır.

Habere ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

Diğer Haberler

TÜM HABERLER
  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?