Dergi

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş
Prof. Dr. Orhan Canbolat

1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Tıbbi Biyokimya alanında doktorasını tamamladı. İtalya, Almanya ve İspanya’da misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalında Yardımcı Doçent ve Doçent, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Profesör oldu. 2000 - 2002 yılları arasında Sağlık Bakanlığında İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü olarak görev yaptı. 2003 yılında SSK, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü yaptı. TUS Biyokimyası, Kimyasal Savaş Gazları, İlaç - İlaç Politikaları, İktidar Aynası ve Işığa Işık Tutmak isimli 5 kitabı bulunmaktadır. Dr. Canbolat, halen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalında görev yapmaktadır.

Uluslararası alanda Türkiye sağlık sektörünün rolü: Azerbaycan

Sağlık sektörü; politik, ekonomik, sosyal, hukuksal boyutlarıyla çok ciddi küresel ve yerel etkilere sahiptir. Bu alanda özellikle ülkemizde son dönemde ortaya çıkan gelişmeler, sağlık alanını dış ülkeler bakımından cazip hale getirmiştir. Son dönemde özel sektör açısından sağlık hizmeti sunumu uluslararası alana yönlendirilmektedir. Çevremizde global anlamda gelişen siyasi ve ekonomik olaylar ve sağlık sektöründe son dönemde aldığımız mesafe, ülkemizi bölgenin sağlık merkezi haline getirmiştir. Bu alanda yetişmiş sağlık insan gücümüz ile özel sektörün gelişmiş alt yapısı; özellikle Azerbaycan, Irak, Kuzey Afrika, Balkanlar ve hatta İngiltere, Hollanda gibi Batı ülkeleri bakımından ülkemizi çok önemli bir tedavi merkezi haline getirmiştir. Özellikle Ekonomi Bakanlığının geçen yıl uygulamaya koyduğu teşvikler, bu alanda özel sektör için önem taşımaktadır. Ülkemizde ilk defa sağlık sektörünün  “hizmet sektörüne” döviz getirici işlemler başlığıyla Ekonomi Bakanlığı tarafından teşvik edilmesi ciddi bir olumlu zihniyet değişimidir. Uygulama, sağlık sektörümüz açısından çok büyük değer taşımaktadır. Sağlık alanında uluslararası sağlık hizmeti sunumunun değerinin en kısa zamanda Dışişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, TİKA ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından da anlaşılacağı ümit edilmektedir. Sağlık alanı, ülkemiz bakımından çok önemli bir tanıtım ve iletişim alanı olmaya başlamıştır. Ülkemize son dönemde sağlık sektörü aracılığıyla önemli miktarda döviz girdisi sağlanmaya başlamıştır. Bu çalışmaların daha kuvvetlendirilerek devam ettirilmesi, sadece tedavi hizmetleri sunumu yönünden değil bahsi geçen ülkelerin sağlık insan işgücünün eğitilmesi, sağlık alanı vasıtasıyla ortaya çıkan işbirliklerinin geliştirilmesi ve yerelde ortaya çıkabilecek çalışmalar açısından da büyük önem taşımaktadır.

Önümüzdeki dönemde ülkemizde sağlık sektöründe çok ciddi değişimler yaşanacaktır. Bu değişimleri doğru yönetebildiğimiz takdirde, Türkiye sadece bölgesinin değil global anlamda tüm sağlık sektörünün önemli paydaşlarından bir tanesi olabilir. Ülkemiz, özellikle yakın çevre ülkeler başta olmak üzere Avrupa, Afrika ve Orta Asya ülkelerinin önemli bir kısmı için sağlık hizmeti sunucusu olarak ön plana çıkmaktadır. Bu alanı “sağlık turizmi” alanı olarak tanımlamak tek başına doğru bir ifade tarzı olmayıp alanın turizm boyutundan ziyade “uluslararası sağlık hizmeti sunumu” boyutuyla tanımlamak gerekmektedir. Sağlık hizmeti sunumunun turizm başlığıyla tanımlaması, bu alanda ortaya çıkan hizmet sunumunda bir yanılgının ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Olayın önemi, turizmin boyutundan ziyade sağlık hizmetini sunumunun uluslararası alandaki kalitesi, rekabet gücü ve sürdürülebilirliği yönüyle göz önünde tutulmalıdır. Ülkemizin bu alanda ön plana çıkmasına, özellikle özel hastanecilik sisteminde ortaya çıkan gelişmeler, sağlık iş gücümüzdeki kalite artışı, ülkemizde Sağlık Bakanlığı ve sosyal güvenlik sistemi uygulamaları yol açmıştır.

Son yılarda ülkemiz özel hastanecilik sektöründe global pazarda rekabet edebilecek nadir sektörlerimizden bir tanesi haline gelmiştir. 2003 yılında % 2,3 olan özel sağlık hizmeti sunumunun toplam sağlık hizmeti sunumuna oranının 2013’te % 30’a ulaşması ve oranın önümüzdeki beş yıl içerisinde % 40 oranına çıkacağı projeksiyonu, bu alandaki değişimin ciddi bir göstergesidir. 58.000 civarında olan uzman hekiminizin yaklaşık 28.000 civarındaki bir kısmının özel sektörde görev yapması, sağlık alandaki gelişmeleri yansıtması bakımından önemlidir. Özel sağlık sektöründe ortaya çıkan gelişmeler ve sağlık işgücünün özel sektöre yönelmesi, özelikle Sağlık Bakanlığı’nca ortaya konulan bazı düzenlemelerle kontrol altına alınmaya başlanmıştır. Özel hastane açılması, hekim sayılarının özel hastaneler için sınırlandırılması, özel hastaneler için cihazların alımının ve kullanımının sınırlandırılması ve klinik alanlarla ilgili sınırlandırmalar, özel hastane sektörünü dış alana yönlendiren temel faktörlerden bir tanesidir. Önümüzdeki beş yıl içerisinde bakanlığın planladığı şehir hastanelerinin hayata geçmesiyle veya özel sektörün planladığı üst düzey hastanecilik sisteminin gelişmesiyle orta ölçekli hastanelerin rekabet gücü kalmayacaktır. Bu durumun sinyalleri şu anda mevcut olup küçük veya orta ölçekli hastanelerin önemli bir kısmı mali yönetim problemi yaşamaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun “sağlık uygulama talimatı” aracılığı ile ortaya koyduğu düzenlemeler sonucu özelikle hizmet sunum bedellerin sabit tutulması, katkı paylarındaki sınırlandırmalar, sistemin fatura denetimlerinin artışı, cihaz ve malzeme kullanımına getirilen sınırlandırmalar özel sektörü uluslararası alan yönlendiren bir diğer sebeptir. Özellikle son beş yılda bu alanda ciddi değişimler olmuş, küçük ve orta ölçekli işletmeler yerini daha büyük yapılara veya gruplara bırakmaya başlamışlardır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödediği rakamlarla özel sağlık sektöründe küçük ve orta ölçekli kuruluşların rekabet etmek veya gelişme sağlaması artık mümkün değildir.

Yukarıdaki bahsi geçen konuların yanı sıra ülkemizin önde gelen özel sağlık işletmelerinin hisselerinin çok uluslu sermeye tarafından satın alınması, bu alanı dış ülkeler bakımından cazip hale getirmektedir. Dış sermayenin sağlık sistemine yatırım yapması, özellikle dış ülkelerin vatandaşları ve sağlık paydaşları tarafından bir çeşit güvenlik göstergesi olarak algılanmaktadır. Bu bakımdan özel sektör hastaneciliğinde ciddi yapısal ve işlevsel değişiklikler ortaya çıkacaktır.

Özel hastanecilik alanında yer alan grupların elinde sistemlerini ayakta tutmalarını sağlayacak iki faktör mevcuttur. Bunlardan bir tanesi yeni uygulamaya geçen “destekleyici sağlık sigortacılığı”, diğeri ise “sağlık hizmet sunumunun” uluslararası alana yönlendirilmesidir. Destekleyici sağlık sigortacılığı, birçok büyük hastane sistemi tarafından kullanılmaya başlanmış olup sistemin gelecekte 20 milyon kişiye ulaşması planlanmaktadır. Yeni durum, özellikle sosyal güvenlik sisteminin sürdürebilirliği açısından hayati öneme sahiptir. Bu uygulama, orta vadede özel sektöre nefes aldıracaktır. Önümüzdeki dönemde sistemdeki sigortalı sayısı artırılırken kâr sınırları daralacak, fakat pazar büyütülerek genel kârlılık büyütülmeye çalışılacaktır. Sağlık alanında Sağlık Bakanlığı veya üniversite hastanelerinin yurt dışı açılımlarda bulunmalarının önünde ciddi hukuksal, ekonomik ve idari engeller bulunmaktadır. Sağlık hizmetinin uluslararası alanda sunumunda esas rolü, özel sağlık sektörü oynayacaktır. Yukarıda bahsi geçen bilgiler dahilinde bu alanda özellikle Irak, Azerbaycan, Kuzey Afrika ülkeleri ve Kazakistan sağlık alanında uluslararası seviyede hizmet sunulabilecek ve işbirliği yapılabilecek ülkelerin başında gelmektedir.

Azerbaycan’la olan tarihi bağlarımız, coğrafi alanın yakınlığı, ulaşım kabiliyetlerinin artması, Azerbaycan sağlık işgücünün ülkemizde eğitilmesine bağlı olarak orta çıkan gelişmeler, Azerbaycan’ın ekonomik alanda gösterdiği başarılar ülkemiz bakımından Azerbaycan’ı sağlık alanında işbirliği yapma bakımından cazip hale getirmektedir. Yaklaşık 9 milyon civarında olan Azerbaycan nüfusunun %54’e yakın kısmı kentlerde, % 46’ya yakın kısmı da köylerde yaşamaktadır. Şehirleşme hızı son dönemlerde artmakta ve kente göç artmakta, bu durum ülkede sağlık sunumu şeklinde de değişikliğe yol açmaktadır. Son 5 yılda sağlık için ayrılan kaynak 4 kat fazla artırılmıştır. Son 2 yılda Bakü ve çevre kentlerde sağlık hizmeti sunumuna yönelik bütçede artış gözlenmektedir. Azerbaycan Tıp Üniversitesi, tıp doktoru yetiştirme sorumluluğu olan yegane kurumdur. Tıp doktorlarının yüzde otuza yakın bir kısmı, ihtisas yapmak üzere başta Türkiye olmak üzere Rusya, Almanya, Ukrayna gibi ülkeleri tercih etmektedir. Sağlık eğitiminde ülkenin dışa açılma politikalarının sonuçları önümüzdeki on yıl içerisinde daha net ortaya çıkacaktır. Sağlık sisteminde ciddi bir devlet sigorta sistemi bulunmamaktadır. Buna karşılık son dönemde bazı şirketlerin çalışanlarına özel sağlık sigortası yaptırdığı gözlenmektedir. Bu bakımdan sistemde sağlık hizmeti ödemeleri hastanın cebinden çıkmaktadır. Uygulamada yerel anlamda sağlık sisteminin sunumunun karşılığı olan birim rakamların Türkiye’den daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Sistemin yürütülmesinde kamu hastaneleri genel anlamıyla Sağlık Bakanlığı ile ilişkilendirilmesine rağmen bazı bakanlıkların kendilerine ait hastaneleri bulunmaktadır. Hekimler hem kamuda hem de özelde hizmet sunabilmektedirler.

Azerbaycan, komşu ülkeler içerisinde sağlık sistemine en fazla yatırım yapan ülke olup özellikle özel sağlık hizmetinin sunumunda ciddi gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkedeki yatırımcıların düşüncesine bağlı olarak sağlık sisteminin kârlı olduğu algısına bağlı olarak özellikle Bakü’de küçük ve orta ölçekte çok fazla klinik, tıp merkezi ve hastane açılmış ve açılmaya devam etmektedir. Sağlık sektöründe hastane sektöründe ortaya çıkan bu enflasyonun bir süre sonra dengeleneceği düşünülmektedir. Bu durumu gören daha ciddi sağlık hizmeti sunucuları sistemlerini çeşitlendirmek ve güçlendirmek yoluyla gelecekte ortaya çıkabilecek gelişmelere karşı tedbir almaktadır.

Azerbaycan sağlık sistemindeki değişimler Türkiye açısından birçok gelişmelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ülkemiz ile Azerbaycan arasında gelişen sağlık işbirliğinin birinci döneminde Azerbaycan’dan hastaların bireysel olarak veya bazı hekimler aracılığıyla ülkemize gönderilmeleri ve hastaların bu şekilde tedavileri amaçlanmıştır. Bu süreçte hastaların özellikle tedavilerini yürütülmesinde ciddi problemler yaşanmıştır. Bu dönemi takiben ülkemizdeki özellikle cerrahi alanıyla uğraşan bazı hekimlerin bireysel gayretleriyle Azerbaycan’a gitmeleri ve orada kısa süreler kalarak genellikle çok kısa sürede fazla hasta tedavi etmeleri yolu açılmıştır. Bahsi geçen süreçte hasta – hekim ilişkisi kısa sürede çok fazla hasta tedavi edilmesine bağlı olarak olumsuz olarak etkilenmiştir. Ayrıca Azerbaycan’a bahsi geçen yöntemle hizmet veren hekimlerle hastane işletmecileri arasında da hukuki bir takım problemler ortaya çıkmıştır. Bu şekilde çalışan hekimlerin önündeki önemli bir engel, Azerbaycan ve ülkemizin hukukuna göre bahsi geçen işbirliklerinin tanımlanmamış olmasıdır. Her iki uygulama için artık Azerbaycan bakımından bir dönüm noktasına gelinmiştir. Her iki yöntemin uygulanması sonucu sağlık hizmetinin sunumunda ortaya çıkan malpraktis durumları, hasta memnuniyetsizliği ve hekimlerin hastalarına cerrahi uygulamalar yaptıktan sonra Azerbaycan’da kalmayıp kısa sürelerde ülkeyi tek etmeleri veya ülkemize gönderilen hastalardan kendi hastalarımıza kıyasla çok yüksek ücretlerin alınması, memnuniyetsizliği artırmıştır. Bu arada yurtdışında eğitim görüp Azerbaycan’a dönen hekimlerin sayısındaki artış ve özel sağlık sektörüne yapılan ciddi yatırımlar, artık bu iki yöntemin işlemesini zorlaştırmaktadır. Tüm bunların yanı sıra geçen yılın sön döneminde Azerbaycan Sağlık Bakanlığının yurtdışından Azerbaycan’a gelen doktorların izinlerini ciddi olarak denetlemesi ve bu uygulamaya karşı hareket eden işletmelere ciddi ekonomik, hukuki ve idari yaptırımlar uygulaması, sistemde değişiklikleri zorlamaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla Azerbaycan özel sağlık sektörü, ekonomik olarak sağlık hizmetleri sunumunu idame ettirebilecek gelişmişlik seviyesine ulaşmıştır. Azerbaycan açısından temel problem, ülkedeki yerel eğitilmiş sağlık iş gücüdür. Bu problemim çözülmesi Azerbaycan’ı bölgede sağlık alanında parlayan yıldızlardan bir tanesi yapabilir. Gelinen noktada ülkemizdeki özel sağlık kuruluşlarının Azerbaycan’la ilgili planlamalarını yeni döneme göre yapmaları daha gerçekçi olacaktır. Bu alanda özellikle Bakü başta olmak üzere yerelde faaliyet gösteren sağlık işletmecileriyle ortak sağlık işletmeciliği alanına girilmesi veya özel hastanelerin işletmelerini ortak olarak yürütülmesi, yeni dönemde ortaya çıkabilecek gelişmelerdir. Ayrıca kısa bir zaman sonra ülkemiz özel sağlık sektöründe yer alan kurumlar Azerbaycan’da hastane açıp işletmeye başlayacaklardır. Her iki tarafın özel sağlık sektörünün ortak olarak sunacağı hizmetin önemli bir getirisi, Azerbaycan’daki sağlık iş gücünün yerelde eğitiminin sağlanması veya devam ettirilmesi olacaktır. Bu konu, özellikle Azerbaycan tarafından çok ciddiye alınmaktadır. Ülkemiz özel sağlık sektöründe görev alan eğiticilerin bu bilgi ve birikimlerini Azerbaycan’a taşımaları, karşı tarafça önemli bir beklenti haline gelmiştir. Bu beklentiye yapılacak olumlu katkılar, sadece sağlık alanı değil iki ülke arasındaki tüm ilişkilere olumlu olarak yansıyacaktır. Azerbaycan’ın, ekonomik gelişmişliğini bu şekliyle beş yıl daha sürdürdüğü takdirde, ülkemizin önemli özel sağlık kuruluşları için cazibe merkezi haline geleceği aşikârdır. Özel sağlık sektörü alanında Azerbaycan’la karşılıklı iş birlikteliklerinin gelecek dönemde artarak devam edeceği beklenmektedir.

Mart-Nisan-Mayıs 2013 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 26. sayı, s: 20-21’den alıntılanmıştır.

20 AĞUSTOS 2014
Bu yazı 2306 kez okundu

Sayı içeriğine ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?