Dergi

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş
Doç. Dr. Arzu İrban - Yrd. Doç. Dr. Gülfer Bektaş - Prof. Dr. Nurettin Lüleci

Doç. Dr. Arzu İrban, 1996 yılında İÜ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp Bölümü’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı’nda ihtisasını tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde ve Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nde Anestezi ve Reanimasyon Klinik sorumlusu olarak çalıştı. Ocak 2010’da Anestezi Doçenti olduktan sonra Mart 2011’de Avrupa Anestezi ve Yoğun Bakım Boardu (DESA)’nu aldı. Nisan 2011’de Sağlık Bakanlığı’ndan Algoloji Uzmanlığı’nı aldı. 30’u SCI dergilerde yayınlanmış nörobilim ve ağrı üzerine olmak üzere 50’den fazla makalesi bulunmaktadır. Halen, Acıbadem Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta ve 14 SCI dergide hakemlik yapmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Gülfer Bektaş, 1988 yılında İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu’ndan mezun oldu. İÜ İşletme Fakültesi Hastane ve Sağlık Kuruluşları Yönetimi’nde yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladı. MÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde 2003 - 2011 yılları arasında öğretim üyeliği yapmıştır. Sağlık Bakanlığı Ebelik-Hemşirelik Danışma Kurulu Üyeliği ile Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı “Sağlık Hizmetlerinde Etkinlik” Özel İhtisas Komisyonu Üyeliği’nde bulunmuştur. Halen Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanlığı yapmaktadır.

Prof. Dr. Nurettin Lüleci, 1984 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. KTÜ Tıp Fakültesi’nde Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı’n da ihtisasını tamamladı. 1999 yılında Anestezi Doçenti, 2008 yılında Anestezi Profesörü oldu. Celal Bayar Üniversitesi, Koşuyolu Kalp Damar Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Maltepe Üniversitesi’nde eğitim ve öğretimde görev aldı. Sema Hastanesi’nde Spinal Ağrı Merkezi’ni kurdu. Uzun yıllardır algoloji ile ilgili çalışma yapan Lüleci, Nisan 2011’de Sağlık Bakanlığı’ndan Algoloji Uzmanlığını aldı. Uluslararası ve ulusal dergilerde yayımlanmış 50’den fazla makalesi ve 5 kitap çeviri editörlüğü mevcuttur. Halen, Sema Hastanesi Spinal Ağrı Merkezi Direktörü olarak çalışmaktadır.

Fibromiyalji: Küçük sorunun büyük problemleri ve ozon tedavisi

Günümüzün modern yaşam tarzı, birçok hastalığın beklenenden daha sık görülmesine neden olurken hastanelere olan talep de giderek artmaktadır. Bu artan oranların da açıkça ortaya koyduğu gibi hastanelerin insan yaşamındaki yeri ve önemi giderek artmaktadır (1). Hastanelere başvuran her hasta ortalama 1,5 - 2 gününü hastanede geçirmekte olduğu için, hastanelere olan talebin artması ekonomik açıdan da artan iş gücü kayıplarını ifade etmektedir.

Bugün herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı gibi sağlıklı yaşamak, her insanın temel ihtiyacı ve hakkıdır. İnsanların sağlıklı yaşamalarında hastanelerin rolü de her geçen gün giderek artmaktadır (2). Bilim ve teknolojinin baş döndürücü gelişmesine rağmen, tıbbın tam olarak tedavi edemediği hatta tam olarak hastalık diyemediği şikâyetler de ortaya çıkmıştır. Fibromiyalji, bu şikâyetler arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Aslında halk sağlığı açısından bakıldığında, fibromiyalji ciddi ya da tehlikeli bir nedenden kaynaklanmayan küçük bir sorunken, tedavisinin gerektiği gibi düzenlenmesinin ihmalinden dolayı insan sağlığında ciddi bozulmalar ve iş gücü kayıpları açısından irdelendiğinde büyük bir probleme dönüşebilmektedir (3).

Bu hastalığın klinik tablosunda yaygın şekilde görülen vücut ağrısı, yorgunluk, uyku sorunları, baş ağrısı, bütün vücutta tutukluk, el ve ayaklarda uyuşma gibi değişik birçok şikâyet bir arada olabilmektedir. Toplumda görülme sıklığı % 1 ile % 5 arasında değişirken, 20 ile 50 yaş arasındaki hastalarda daha sık ve % 80 oranında da kadınlarda görülmektedir (4). Hastaların cinsiyeti sadece görülme sıklığını değil, ağrının vücuttaki dağılımını da etkilemektedir. Erkekler çoğunlukla vücudun belli bir bölgesinde ağrı ve sertlik hissederken, kadınlar daha çok bütün vücutlarında ağrıyı hissetmektedirler. Sebebi tam olarak bilinmeyen hastalıklar grubuna giren fibromiyaljinin, merkezi duyarlılaşma ya da sinir sistemindeki hormonal ve kimyasal dengesizlikten kaynaklandığı düşünülmektedir. Hastalığın olası nedenleri arasında düşünülen hormonal etkiler, kadınlar ve erkeklerdeki görülme sıklığının ve ağrının dağılımındaki farklılıkların da açıklayıcısı olabilir. Ayrıca, bazı ailelerde bu klinik tabloya daha sıkça rastlanması bir genin kısmen de olsa bu rahatsızlıktan sorumlu olabileceğini gündeme getirmektedir (5).

Bu hastalarda yapılan tüm tetkik ve incelemelere rağmen, eklem aşınması, sıkışmış sinirler ya da yaralanma gibi görünürde ağrıya yol açabilecek bir kaynağın olmaması ile net bir hastalık tanısı konulamaması, hastaların genelde mutsuz ve depresif yapısının olması, eskiden doktorların bile bu ağrılarının gerçek olmadığını düşünmesine yol açmaktaydı. Doktorlar, bu durumun kişinin zihninde yarattığı gerçekle ilgisi olmayan duyarlılıklar olduğuna inanıyorlardı. Bu da ağrısı olduğu halde, kendisine inanılmaması nedeni ile hastaların daha fazla depresyona maruz kalmasına, etkin ağrı tedavisinin yapılmaması ile ağrı-depresyon-ağrı kısır döngüsüne neden oluyordu. Ve böylece etkeni zararsız nedenlere bağlı olan fibromiyalji küçük bir sorunken, tedavisinin gerektiği gibi düzenlenmemesi ile toplumda büyük bir probleme dönüşmektedir.

Tanı

Günümüzde fibromiyaljiye hastaların kaslarında çok küçük odaklar halinde kanlanması bozulmuş ve oksijen düzeyi azalmış bölgelerin neden olduğu düşünülmektedir. Bu hipoksiye maruz kalan bölgelerde zamanla iltihapsız yangı geliştiği öngörülmektedir. Fibromiyalji hastalarının en dikkat çekici muayene bulgusu, kasların belirli noktalarında tespit edilen ağrılı noktalardır. Ağrılar tek bir bölgede olabileceği gibi yaygın biçimde de meydana gelebilir. Amerikan Romatoloji Koleji (ARC)’nin 1990’da kabul ettiği kriterlere göre; yaygın ağrının 3 aydan daha uzun süredir olması ve parmakla palpasyon sırasında 18 noktadan 11’nin de ağrı olması ile fibromiyalji tanısı konmaktadır (6)

Yapılan bilimsel araştırmalarda fibromiyalji hastalarında, omurilik sıvısında ağrı taşıyıcı kimyasal bir madde olan P maddesinin diğer insanlardan üç kat daha fazla miktarda olduğu ve ağrı azaltıcı serotonin ve norepinefrinin ise çok düşük olduğu tespit edilmiştir (7). Ayrıca, uyku sırasında Non-REM dönemindeki bozukluklarının normalde bu dönemde sağlanan iyileştirici etkinin kaybolması, ağrı yolağında hipotalamohipofizer adrenal akstaki fonksiyon bozukluğu ve santral hipereksitabilite üzerinde durulmaktadır (8, 9). Bu hastalarda fibromiyaljiye sıklıkla kronik yorgunluk, sabahları daha belirgin olan tutukluk, dinlendirmeyen bir uyku, migren ve gerilim tipi baş ağrısı, irritabl kolon sendromu da eşlik etmektedir. Hareketsizlik, soğuk, nem, kapalı hava, aşırı aktivite ve mutsuzluk fibromiyalji semptomlarının şiddetini arttırırken sıcak hava, masaj, sıcak uygulama ve tatilin semptomların şiddetini azalttığı görülmüştür (6). Ayırıcı tanı yapabilmek için; biokimyasal olarak eritrosit sedimentasyon hızı, serum kreatinin kinaz, tam kan sayımı, tiroid fonksiyon testleri yapılırken elektromiyografi, romatoid faktör, antinükler antikor ve gerekirse kas biyopsisi yapılmalıdır.

Tedavi

Bu hastalarda ağrı kesicilerden daha ziyade bu bölgelerdeki dolaşım bozukluğunun düzeltilmesinin yararlı olduğu saptanmıştır. Fibromiyaljide hassas ağrılı özel noktalar içerisine enjeksiyonlar yapılması, manyetik alan uygulaması, ilaç tedavisi, masaj, kaplıca, güneşlenme tedavileri ve hatta psikoterapi önerilmektedir. Bazı hastalar bu ve benzeri tedavilerden fayda görmekle birlikte hastalıkları genellikle tam olarak şifa bulamamakta ve şikâyetleri devam etmektedir (6). Hatta fibromiyaljiden şikâyet eden genç kadınların erken menopoza girmesi ve ortalama menopoz yaşının normale göre on yıl daha erken görülmesi söz konusu olabilmektedir (10).

Alternatif bir tedavi yöntemi: Fibromiyaljide ozon terapi

Ozon uygulamaları ile kan dolaşımının desteklenmesi, organların oksijen ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması, beyin kan akımının artması büyük avantajlar sağlar (11). Ozonla tedavi edilen hastaların çoğunlukla ifade ettikleri “genel iyilik hali” bir çeşit “fizyolojik doping”dir (12 - 15). Hastaların depresyonunun ozonla tedavisinin yanı sıra (12) ve bu etkiden en çok kronik yorgunluğu olan bireyler faydalanırlar (13 - 15). Ozon tedavisi hem bu bölgelerin kanlanmasını düzenler, hem de kırmızı kan hücrelerin bu bölgelere daha çok oksijen bırakmasına neden olur. Bu etki yaklaşık on seans ozon tedavisinden sonra tam iyilik haline neden olur. Oksijensizlik ve kanlanamama sorunu çözüldüğünde asıl ağrıya neden olan iltihapsız yangı da ortadan kalkar ve hastaların ağrı kesici, anti-inflamatuar ilaç kullanma sıklığı neredeyse sıfıra yaklaşır (16).

İrban (17)’ın 24 olguda yaptığı ve International Academic Ozone Congress’de sunduğu bir preliminer çalışmada farklı ozon uygulamalarının; majör ozon uygulaması vb. majör ozon uygulaması + ozon saunasının, fibromiyalji hastalarının semptomları üzerine etkilerini araştırılmıştır. Hastalar kapalı zarf usulü ile;
1. Ozon grubunda (Grup O; n:12) majör uygulama olarak adlandırılan yöntem uygulandı. Bu yöntemde hastanın kendi kanından 150 ml. alınmış içerisine 10 Mcg/mL ozondan 150 mL eklendikten sonra bu karışım 30 dk. transfüze edilmiş. Her seans ozon konsantrasyonu 1 mcg/mL arttırılmış.
2. Ozon + sauna grubunda (Grup OS; n:12) majör uygulama yapıldıktan sonra olgulara 600C’de 30 dk. ozon saunası uygulanılmış. Bu tedavi yöntemi haftada 2 kere olmak üzere toplam 12 seans uygulandıktan sonra; olguların başlangıç ve 12. seans sonrası VAS değerleri kaydedilerek genel iyilik halleri sorgulanmış.

Bulgular değerlendirildiğinde; hem ozon, hem de ozon + sauna grubunda uygulama sonrasında 11 puanlı Verbal Ağrı Skorları (VAS; 0 - Hiç ağrı yok, ... 10 - tasavvur edilen en dayanılmaz ağrı)’nda belirgin azalma saptanırken (p<0.0001 her iki grup içinde), her iki grubunda tedavi sonrasındaki VAS değerlendirmelerinde de belirgin fark saptanmış (p<0.05)(Şekil 2). Genel iyilik hali değerlendirildiğinde, ozon grubundaki hastaların % 66 (12 hastanın 8’in de)’sında iyileşme sağlanırken, ozon + sauna grubunda bu oran daha yüksek olarak % 83 (12 hastanın 10’unda)’ünde iyileşme saptanırken gruplar arasında fark saptanmamış (p>0.05).

Bu çalışmadan elde edilen veriler bize, majör ozon tedavisinin belirgin olarak VAS’nu belirgin olarak azaltırken, majör ozon tedavisine sauna uygulaması ile yapılan transdermal ozon uygulamanın da eklenmesinin etkiyi daha da arttırdığını gösterdi. Majör ozon tedavisi olgularında genel iyilik halinde belirgin düzelme sağladığı, majör ozon tedavisine sauna uygulaması ile yapılan transdermal ozon uygulamanın da eklenmesinin etkiyi daha da arttırdığını gösterdi.

Fibromiyalji hastalarının ağrılarının azalması genel iyilik halini arttırmakta, genel iyilik halinin düzelmesi de depresyon-ağrı kısır döngüsünün kırılmasını sağlamaktadır. Böylece, uzun süreli ağrı ile depresyona, özürlülüğe yol açarak hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde bozabilen fibromiyaljinin tedavisi ile iş gücü kaybı ve ilaç-tedavi masraflarının önüne geçilebilmektedir. Fibromiyaljinin tedavisi aynı zamanda fibromiyaljiye bağlı genç kadınların erken menapoza girme nedenlerini de önleyerek doğurgan nüfusun da devamlılığını sağlayacaktır.

Sonuç olarak, halk sağlığı açısından bakıldığında, fibromiyalji ciddi ya da tehlike bir nedenden kaynaklanmayan küçük bir sorunken, tedavisinin gerektiği gibi düzenlenmesinin ihmalinden dolayı insan sağlığında ciddi bozulmalar, çalışanların moral ve motivasyonunda düşüş ve çalışma yaşamında iş gücü kayıpları açısından irdelendiğinde büyük bir probleme dönüşebilmektedir. Bunun önlenmesinde ozon terapi yeni ve etkin yöntem olarak tedavide yerini almaktadır.

Kaynaklar

1) Secim H. Hastane Yönetim ve Organizasyonu. İÜ. İşletme Fakültesi Yayın no: 262, İstanbul, 1991, ss.1-4.

2) Bektas G. Sağlık Kurumlarında İnsan Kaynakları Yönetimi. Ed: Kaptanoglu AY. Sağlık Yönetimi. Beşir Kitabevi, İstanbul, 2011,ss.186-231.

3) Lamotte M, Maugars Y, Le Lay K. Health economic evaluation of outpatient management of fibromyalgia patients and the costs avoided by diagnosing fibromyalgia in France. Clin Exp Rheumatol. 2010; 28: 64-70.

4) Hauser W, Eich W, Herrmann M et al. The Fibromyalgia syndrome: classification, diagnosis, and treatment. Deutsches Arzteblatt 2009; 106: 383-91.

5) Crawford BK, Piault EC, Lai C, Sarzi-Puttini P. Assessing sleep in fibromyalgia: investigation of an alternative scoring method for the Jenkins Sleep Scale based on data from randomized controlled studies. Clin Exp Rheumatol. 2010; 28: 100-9.

6) Wolfe F. The American College of Rheumatology 1990 Criteria for the Classification of Fibromyalgia. Report of the Multicenter Criteria Committee. Arthritis Rheum. 1990.

7) Larson AA, Giovengo SL, Russell IJ, Michalek JE. Changes in the concentrations of amino acids in the cerebrospinal fluid that correlate with pain in patients with fibromyalgia: implications for nitric oxide pathways. Pain 2000; 87: 201-11.

8) Moldofsky H. Management of sleep disorders in fibromyalgia. Rheum Dis Clin North Am. 2002; 28: 353-65.

9) Moldofsky H, Scarisbrick P, England R, Smythe H. Musculosketal symptoms and non-REM sleep disturbance in patients with "fibrositis syndrome" and healthy subjects. Psychosom Med. 1975; 37: 341-51.

10) Pamuk ON, Dönmez S, Cakir N. Increased frequencies of hysterectomy and early menopause in fibromyalgia patients: a comparative study. Clin Rheumatol. 2009; 28: 561-4.

11) Bocci V.Oxygen-ozone therapy:Acritical evaluation..Springer 2002, USA pp. 37-41.

12) Biermann T, Stilianakis N, Bleich S. The hypothesis of an impact of ozone on the occurrence of completed and attempted suicides. Med  Hypoth 2009;3: 338-341.

13)Di Paolo N, Bocci V, Salvo DP et al. Extracorporeal blood oxygenation and ozonation (EBOO): A controlled trial in patients with peripheral artery disease. Intern J Art Org. 2005; 28: 1039-1050.

14) Bocci V. Does ozone therapy normalize the cellular redox balance?: Implications for the therapy of human immunodeficiency virus infection and several other diseases. Med  Hypoth 1996;46:150-154.

15)  Moschen R, Kemler G, Schweigkofler H. et al. Supportive Care in Cancer 2001;9: 267-274.
16) Hansler-Viebahn Renate. The use of ozone medicine.Karl F. Haug Publishers 200, Heidelberg, Germany.

17) Irban A. Ozone therapy in fibromyalgia cases. International Academic Ozone Therapy Congress 29 Nisan-1 Mayıs 2011, İstanbul, Turkey.


Aralık-Ocak-Şubat 2011-2012 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 21. sayı, s: 86-89'dan alıntılanmıştır.
7 ŞUBAT 2012
Bu yazı 9945 kez okundu

Etiketler



Sayı içeriğine ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?