Dergi

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş
Dr. Fettah Sametoğlu

1958 yılında Afganistan’ın başkenti Kabil’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi Kabil’de tamamladı. 1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 2007 yılından İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde İç Hastalıkları Klinik Şefi ve Baştabip Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Hastane Acil Servisinin yeniden yapılandırılması (triyaj uygulanması) ve Acil Tıp Kliniğinin kuruluş çalışmalarında aktif görev aldı. 2006-2008 yıllarında Afganistan’ın başkenti Kabil’de düzenlenen Türk-Afgan Sağlık Haftası çalışmalarında Sağlık Bakanlığı ekibinde görev aldı. Türk Tabipler Birliği, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği ve Türk İç Hastalıkları Derneği'nin aktif üyedir. Farsça, Özbekçe, Türkmence, Kırgızca, Peştuca, Almanca ve İngilizce bilen Dr. Sametoğlu, evlidir ve iki çocuk babasıdır.

Türkiye'nin, sağlık alanında Afganistan'a yardımlarının dünü ve bugünü

Türkiye Cumhuriyeti ile Afganistan arasında tarihin derinliklerine dayanan dostane ilişkiler olmuştur. Bu derin ilişkilerin mihenk taşlarından biri de her iki ülke arasında sağlık alanında gerçekleşen işbirliğidir. Nitekim her iki ülke arasında sağlık dâhil birçok alanı kapsayan ilk resmi antlaşma 1 Mart 1921 yılında imzalanmıştır. 1926 yılında, Afgan kralı Amanullah Han, Mustafa Kemal Atatürk’ten ülkesinde sağlık sistemini yeniden düzenleyecek deneyimli Türk hekimleri göndermesini talep eder. Bu isteği kabul eden Mustafa Kemal Atatürk, Genel Cerrahi Uzmanı Albay Dr. Kamil Rıfkı Urga başkanlığındaki bir Türk sağlık heyetini bu ülkeye gönderir. Bu heyette, Dr. Rebi Barkın ve Dr. Fuat Togar da bulunuyordu. Dr. Kamil Rıfkı Urga Kabil’e vardığında zamanın Afgan Kraliyet ailesi doktoru görevini yürütmüş ve daha sonra 1928-29 arasında çok kısa bir dönem süren Beçe-i-Saka ayaklanmasında Türkiye’ye dönmüş ise de, 1930-31 yıllarında yeni Afgan Kralı Nadir Han iktidarı ele alır almaz tekrar Kabil’e gitmiştir. 1930-31’de Kral Nadir Han hastalanmış ve kendisini tedavi eden yine Dr. Kamil Rıfkı Urga olmuştur. Kral Nadir Han iyileştikten sonra, Dr. Kamil Rıfkı Urga’nın isteği üzerine bugünkü Kabil Üniversitesi Kampüsü olan ve Aliabad İçerisinde bulunan bir arsada, daha sonraları “Rıfkı Sanatoryumu” ismi verilecek olan bir hastane inşaatı talimatını verir (Resim 1 ).

Bu hastane, için harcanacak 100 bin Afgani’nin tamamı Nadir Han’ın kişisel servetinden ödenir. Daha sonra 1932 yılında Dr. Kamil Rıfkı Urga’nın önerisiyle Kabil’de ilk tıp fakültesi, zamanın Afgan Kralı Nadir Han ve Afgan Maarif Vekili Ali Ahmed Han’ın önerileriyle kurulur. Tıp fakültesi binası olarak, Kabil’in merkez nahiyesi Bağı-Murgabi’de kurulan eski Habibiye Lisesi binası tayin edilir. Ancak tıp öğrencileri staj için Rıfkı Sanatoryumuna gitmektedirler. Daha sonra 1932-35 yılları arasında aynı yerleşkede ikinci bir Dâhiliye Hastanesi ve bunun hemen güneyinde üçüncü bir Cerrahi hastanesi de inşa edilir.1932’de yeni kurulan Kabil Tıp Fakültesinin ilk dekanı da Kamil Rıfkı Hocadır. Türkiye ve Afganistan hükümetleri arasında 1923 ve daha sonra 1928 yılında kapsamı daha da geliştirilen işbirliği antlaşmalar doğrultusunda bu yeni kurulan Kabil Tıp Fakültesinde Afgan Tıp öğrencilerine temel ve klinik tıp bilimlerinde eğitim vermek üzere Türkiye’den birden çok öğretim üyesi hocalar Afganistan’a gönderilmişlerdir (Tablo 1).

Tablo 1: Afganistan’a giden ilk grup Türk üniversite öğretim üyelerinin listesi (1932 - 1935)
Öğretim Üyesinin  Adı - Soyadı (Bilim Dalı)
Prof. Dr. Nuri Bey  Anatomi
Dr. Tevfik Halil Sunaç  Histoloji ve Patoloji
Prof. Dr. Zühtü Bey  Bakteriloji ve Hıfzıssıhha
Prof. Dr. Salahattin Bey Biyofizik
Prof. Dr. Kamil Rıfkı Urga Anatomi ve Cerrahi
Prof. Dr. Şakir Tural  Adli Tıp
Prof. Dr. Ömer Derman Deri ve Zührevi Hastalıkları
Prof. Dr. Adnan Bey  Dahiliye
Prof. Dr. Süreyya Bey  Fizyoloji ve Farmakoloji
Prof. Dr. Faruk Bey  Genel Cerrahi
Prof. Dr. Hikmet Orkun KBB
Prof. Dr. Cevat Bey  Nöropsikiyatri
Prof. Dr. Fuat Bey   Oftalmoloji

Afganistan’da yeni kurulan tıp fakültesinde görevlendirilen Türk hocaların istihdamı, çalışma düzeni ve yetkilerinin düzenleyen bir kanun da her iki ülke yetkililerin tarafından paraf edilir ve çok kısa bir süre içinde işleme konulur (2). Prof. Dr. Kamil Rıfkı Urga, Kabil Tıp Fakültesinde yaklaşık 17 yıl Anatomi ve Genel Cerrahi dersleri verip aynı zamanda tıp fakültesi dekanlığını da yürüttükten sonra 1944 yılında hastalanması üzerine bu görevi aynı zamanda fizyoloji profesörü olan Dr. Hasan Reşat Bey'e devreder. Daha sonra Dr. Hasan Reşat Bey de bu görevi Dr. Zühtü Bey'e devrettikten sonra Türkiye'ye dönüş yapar. Kabil Tıp Fakültesinde birinci dönem alınan ilk 9 öğrenciyi yetiştiren Dr. Kamil Urga, o günkü Afganistan geleneklerinde tıp öğrencilerin kadavra üzerine çalışmalarına izin verilmediği için 2-3 sınıflık öğrenci ile birlikte yaz tatili boyunca Hindistan'daki Kalküta Medikal Kolej’de bulunur ve kadavra üzerinde çalışmalarını burada tamamlar. 1937 yılında Kabil Tıp Fakültesi ilk mezunlarının diplomasını da Dr. Kamil Rıfkı Urga vermiştir. Dr. Kamil Rıfkı Urga Hoca yaklaşık 17 yıl Kabil Tıp Fakültesinde hocalık yaptıktan sonra 1944 yılında hastalanması üzerine görevinden ayrılır ve Türkiye’ye döner, 22 yıl sonra 86 yaşında Ankara’da vefat eder.

Böylece Kamil Rıfkı Urga'nın temelini attığı Kabil Tıp Fakültesinde 1944 yılına kadar fakültenin eğitimi ve tedrisatından hep Türk hocalar sorumlu olur. Bu sürede Kabil Tıp Fakültesi ve Afgan Sağlık Bakanlığına bağlı çeşitli hastanelerde görev yapan yüzlerce hekim yetiştirilmiştir. 1944’te Türk hekimlerin ülkelerine dönmesiyle Tıp Fakültesi dekanlık makamı bir süre boş kalmış, 1946’da Fransa’nın Lyon Üniversitesinden Prof. Dr. Pierre Boulange bu göreve atanmıştır. Yine aynı dönemlerde çoğunluğu Fransız öğretim üyelerinden olmak üzere kimi Hindistanlı ve Alman hocalar da fakültede görev almışlardır (1).

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Afganistan’da modern tıp eğitiminin temelleri Türk hekimleri tarafından atılmış ve yaklaşık 20 yıl kadar süren bir dönemde Türk hocalar Afgan Sağlık sektörünün kurulması ve gelişmesinde görev almıştır. Uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, yakın zamanda Kabil’i ziyaret eden muhtelif Türk heyetlerinin incelemelerinde de görüldüğü gibi, bu günkü Afgan Tıp eğitim düzeni Türklerin başlattığı sistemin aynısı olarak devam etmektedir. Ayrıca ister geçmişe dayalı olsun, ister son 30 yıldır devam eden işgaller ve iç savaş sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Afgan sağlık sektörüne yaptığı yardımlar sayesinde Afgan halkı ve kamuoyu nezdinde Türklerin ayrı bir yeri olduğu aşikârdır.

1953'ten sonra Türkiye-Afganistan ilişkileri

1950'li yıllardan sonra değişik nedenlere bağlı olarak Türk Afgan ilişkilerinin seyrinde Tıp ve Sağlık alanındaki işbirliğinin giderek azaldığı gözlenmektedir. 1953 yılında zamanın Afganistan Başvekili olan Davut Han’ın Sovyet Rusya’ya yakınlaşması ile Afganistan’ın Türkiye ile münasebetlerinde kısmı bir duraklama göze çarpmaktadır. Afganistan, aynı yıllarda (1954-1964) Sovyetler Birliği'ne yakınlaştıkça yalnız Türkiye ile değil başta Amerika olmak üzere birçok Batılı ülkelerle ilişkilerinde soğuma söz konusu olmuştur. 1953’de ikinci kez başvekil olan Davud Han Afganistan’ı Sovyetler Birliği’ne daha da yaklaştırmıştır. İlk defa birçok alanda Sovyet Rusya'dan teknik personel ve mühendisler Afganistan'a gelerek birçok projeyi başlatmışlardır. 1955’te başlayan ve 1964 bitirilen Salang Geçidi Rusların maddi ve teknik yardımı ile inşa edilmiştir. 1966’dan sonra Rusya'ya gönderilen yüzlerce Afgan ordu mensubu eğitilmiştir. Nitekim 1974’te Kral Muhammed Zahir Han Roma'da tedavi altında iken kuzeni Davud Han bir sivil darbeyle yönetime el koymuştur (3). Bu tarihten sonra Afganistan yönetimi hep Sovyetler Birliği'nin yanında olmuştur. 1978’de Afgan Komünist Partisi olan Halk Partisi daha önce Sovyetler Birliği'nde eğitilmiş sol eğimli subayların desteğiyle kanlı bir darbe yapar ve Davud Han tüm aile fertleriyle birlikte öldürülür, Afganistan’da ilk Komünist yönetim Nur Muhammed Taraki liderliğinde kurulur. Daha sonra bu rejimin kendi halkına uyguladığı siyasi baskı ve terör nedeniyle devlet başkanı olan Nur Muhammed Taraki öldürülür ve yerine yine Afgan Halk Partisinden Hafizullah Emin iktidarı ele alır. Komünist rejimin ikinci ortağı olan Perçem Partisinin kurucusu olan Babrak Karmal yurtdışında sürgündeyken, 27 Aralık 1979 günü Sovyet işgal askerleriyle birlikte Afganistan’a döner ve iktidarı ele geçirir. Ancak bu sefer Ruslar Afganistan yönetiminde doğrudan söz sahibi oldular. Yaklaşık 10 yıl Afganistan'da kalan Sovyetler Birliği, 1989 Paris Antlaşması gereği Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldı (4).

1980'li yıllardan günümüze kadar geçen dönemde Türkiye-Afganistan arasında sağlık alanında işbirliği

1980-2001 yılları arasında Türkiye Afganistan arasında ilişkiler sabit ve düşük düzeyde devam eder ancak Türk Büyükelçiliği hiç bir dönem kapanmamıştır. Rus işgaline direnen halk ve Afgan mücahitleri sayesinde Rusya nihayet Şubat 1989’da Paris Antlaşması ile Afganistan’ı terk eder. Ruslar Afganistan'ı ter ederken ülke yönetimini Muhammed Necibullah'a bırakır. Necibullah yönetimi, mücahitlerce oluşturulan aşırı baskıya 1992 yılına kadar dayanır. 1992 sonbaharında başkent Kabil mücahitler tarafından teslim alınır ve Geçici Afgan İslami Hükümeti Burhaneddin Rabbani liderliğinde kurulur. 1994’te Taliban, zamanın Pakistan yönetiminin desteğiyle Kandahar’ı ele geçirir. Daha sonra Mullah Mohammed Omar liderliğinde Afganistan İslam Emirliğini kurduğunu ilan eder. Önce Herat, daha sonra Gazne, Vardak, Ferah, Nimroz ve Helmand vilayetlerini ele geçirir. 1996’da Celelabad, Host, Paktika, Paktiya, Lağman vilayetlerini ele geçirir. En sonunda Kabil'i de ele geçiren Taliban, yönetim merkezini başkent Kabil’e taşır. Taliban Kabil'i ele geçirirken birçok Batılı ülkenin diplomatik temsilcilikleri kapanırken Türkiye Cumhuriyeti elçiliği bir maslahatgüzar temsilinde açık kalır. Kabil’de hastane ve oklularda kadınların çalışması yasaklanır. Tam bir eski çağa dönüş başlar. Taliban yönetimi Kasım 2001’de bu ülkeye yapılan bir Amerikan askeri operasyonuyla sona erdirilir. Birleşmiş Milletler önderliğinde ve tüm Afgan mücahit grupları ve uluslararası kuruluşların temsilcilerin katıldığı bir konferansta geçici Afgan yönetimi belirlenir. Daha sonra BM'nin aldığı bir kararla savaş sonrası Afganistan'da güvenliğin temini, yıkılmış olan alt yapı, idari ve sosyal yapının tesisi için NATO önderliğinde oluşturulan Uluslararası Güvenlik ve Yardım Gücü ISAF (International Security and Asistance Force) Afganistan'da konuşlandırılır. Taliban yönetimi devrildikten sonra devlet başkanı görevini üstlenen Hamid Karzai döneminde Türkiye Afganistan ilişkilerinde yeniden bir canlanma başladı.

Kabil’in Cemal Mine bölgesi Aliabad nahiyesinde daha önce Afgan yönetimi tarafından temelleri 1994’te atılan ancak imkânsızlıklar nedeniyle bir türlü tamamlanıp çalıştırılamayan bir hastane 2001 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin mali desteğiyle Atatürk Çocuk Hastanesi adıyla inşa edilmiştir. Burada hasta çocukların teşhis ve tedavileri ücretsiz olarak yapılmaktadır. Daha sonra 2003-2004 yıllarında Şibirgan, Talokan ve Meymana'da birçok hastane ve sağlık merkezi TİKA aracılığıyla inşa edilmiştir. Bu hastanelerde çalışan Afgan doktorlar ve diğer sağlık personelinin maaşları ve diğer giderleri bu güne kadar Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanmaktadır.

2005 yılından itibaren Afganistan’da Türkiye Cumhuriyeti tarafından işletilmekte olan hastaneler:

● Talokan Afgan-Türk Ana Çocuk Sağlık Merkezi
● Şibirgan Afgan-Türk Çocuk Hastanesi
● Meymene Afgan-Türk Dosluk Hastanesi
● Hoca Bahauddin Afgan-Türk Dostluk Ana Çocuk Sağlığı Merkezi
● Kabil Atatürk Çocuk Hastanesi

Nisan 2005’te Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Afganistan’a resmi bir ziyarette bulunmuştur. Bu tarihten sonra Türkiye Afganistan arasında sağlık işbirliğinde yepyeni bir sayfa açılmıştır. Yaklaşık 30 yıldır devam eden işgaller ve iç savaş nedeniyle sağlık alt yapısı çok zarar gören Afganistan'a Türkiye Cumhuriyeti olarak bir kez daha yardım eli uzatılmıştır. Nitekim 2005 yılında Afganistan’la Türkiye arasında sağlık alanında yeni işbirliği antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre her iki ülke arasında sağlık alanında işbirliği hususunda, özellikle Afgan sağlık personelini yetiştirme, yılda yaklaşık 100 hastayı Türkiye’de ücretsiz tedavi etme, Afgan Sağlık sisteminin yeniden yapılandırılmasının yanı sıra bu ülkeye ilaç ve tıbbı alet desteği, ülkemizde Afgan sağlık personeline eğitim imkânı sağlama hususlarında kararlar alınmıştır. Bu antlaşma çerçevesinde Afganistan'a yardımlar tam hızla devam etmektedir.
         
2006- 2008 yılları arasında 3 kez Kabil’de Türk-Afgan Sağlık Haftası etkinlikleri gerçekleştirilmiş ve bu tür aktiviteler Afgan Kamu Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve Afganlı meslektaşlarımız tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Daha sonraki yıllarda da Afgan Kamu Sağlığı Bakanlığı personeline Türkiye'de eğitim imkânı sağlanmıştır. Değişik zamanlarda, Afganistan'a ilaç ve tıbbı alet yardımı da yapılmıştır. Atatürk Çocuk Hastanesi’nin fiziki bakım ve tıbbi donanımı Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılmaktadır. 2005 yılından itibaren muhtelif dönemlerde Afganistan Sağlık Bakanları ve 2006 yılından itibaren Afganistan Devlet Başkanı Sayın Hamit Karzai Türkiye’ye ziyaretlerde bulunmuşlardır. Son 3 yıldır Afgan yönetimi ile dost ülke Pakistan yönetimi arasında her iki ülke sınır bölgelerindeki güvenlik çalışmaları hususunda Türkiye hakem ülke görevini üstlenmiştir. Belirli aralıklarla Afganistan-Türkiye-Pakistan üçlü hükümetler arası zirveleri Ankara veya İstanbul’da yapılmaktadır. Pakistan topraklarından Afganistan'a Taliban militanlarının sızmasının önlenmesi hususunda bu zirvelerde taraflarca önemli adımlar atılmıştır.

Afganistan Kamu Sağlık Bakanı Sayın Dr. Süreyya Delil, Kasım 2010’daki Ankara ziyaretinde, ülkesinde finans ve yetişmiş sağlık personeli yetersizliği nedeniyle birçok sağlık tesisini çalıştıramadıklarını ifade etmiştir. Son zamanlarda hükümetimizce alınan karar gereği Afganistan'ın başkenti Kabil'de her iki ülke Sağlık Bakanlıkları tarafından ortaklaşa işletilen bir eğitim ve araştırma hastanesi inşa edilmesi gündeme gelmiş bulunmaktadır. Afgan tarafı, hükümetimizce alınan bu yeni kararlardan memnuniyetlerini ifade etmiştir. Böylece yaklaşık 80 yıl önce Afganistan'da Kabil Tıp Fakültesini kuran Türk hekimler, bir kez daha Afgan hastalara şifa dağıtmaya ve Afgan meslektaşlarına kendi ülkelerinde ihtisas eğitimi verme imkânını yakalamış olacaklar. Bilindiği gibi, Afganistan'daki sağlık sektöründe mevcut imkânsızlıklar nedeniyle her 100 Afganlı hastadan 15-18'i tedavi için ülke dışına çıkmak zorunda kalmaktadır. Türkiye tarafından Kabil'de kurulacak bir eğitim ve araştırma hastanesinin 3. basamak ve ileri donanımlı bir merkez olarak planlanmış olması gerekir ki bu ülke dışına çıkmak zorunda kalan Afganlı hastaları tedavi imkânı bulsunlar. Ayrıca Afgan üniversitelerinin tıp fakültelerinden mezun olan genç Afganlı doktorlara da burada ihtisas eğitimi şansı verilebilir.

Kaynaklar

1) Âlimi İ, Afganistan'da Kabil Tıp Fakültesi Tarihçesi-1 Vol.1, 2002,Afghan Medical Journal, Kabil Medical Institute, pp.04-9.(Farsça).

2) Alimi İ, Afganistan Kabil Tıp Fakültesi Tarihçesi-2 ,vol.2,2002,Afghan Medical journal,Kabul Medical Institute,pp.2-7 (Farsça ).

3) Dupree L: Afhanistan,1980 basımı, Princeton New Jersey,1980.

4) Krakowsky B.D,Afghanistan; The Forgotten War, Central Asian Survey,6-1,1987.


* Aralık-Ocak-Şubat 2010-2011 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi 17. sayıdan alıntılanmıştır.

12 MAYIS 2011
Bu yazı 3134 kez okundu

Etiketler



Sayı içeriğine ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?